Stalin yolladı

Fotoğraf: Wikimedia Commons
Remzi Zarakol ve kardeşleri tam cumhuriyet çocuklarıydı. Eğitimde modern Türkiye’yi kurmanın tutkusunu da içinde taşımaktaydı.
Daha köy enstitüsü fikri hayata geçirilmeden bunu hayata geçirmeye çalışanlar vardı.
Remzi Zarakol bir yandan İstanbul’da Pertev Nihal Lisesini ve Ankara’da Hukuk Fakültesini bitirirken, bir yandan da Niksar’ın Alevi köyü Geyran’da öğretmenlik yapıyor, orayı dönüştürmeye çalışıyordu.
Köyü kemanı ile buluşturuyordu. Kardeşlerini köye taşıyordu yazın. Ve onların okumasına destek sunuyordu.
Avni Zarakol’u birkaç yıl önce yitirdik 90’ında. Lise Kabataş’da, doktora Zürich’te. Onunla, son konuşmamızda, birinci olarak Mesudiye’den gelen kökler konusunda konuştuk, ikinci olarak Remzi Zarakol hakkında, “O olmasa hiçbirimiz okuyamazdık” diyecekti.
Ama ona yolu açan kim, Sibirya’da savaş esiri dayısı Mehmet Arif Ölçen.
Zeki, pilotluk eğitiminde, Tevfik tıbbiyede, Remzi ise dışardan Ankara Hukuk’ta…
Tokat Valisi İzzettin Çarpar, böyle bir köy öğretmeni olduğunu öğrenince yanına maiyet memuru alır...
1939 depremi olur, yerle bir olur köyler, kasabalar… Annemin Niksar’daki büyük ahşap evi de yerle yeksan, Şehremini Ragıp efendiden kalma.
Remzi ise, at sırtında köy köy dolaşıp, hasar tespitinde, deprem yardımını organize etmede.
Tokat’a gelince, Geyran’dan iki öğrencisini de yanına alır eğitimlerine devam etmeleri için ve kız kardeşi Makbule’yi, kuzeni Sıdıka’yı.
Sonra bu nöbeti İzmir’de Pilot Zeki Yüzbaşı devralır. İzmir Kız Lisesini bitiren Makbule Zarakol (Ölçen) da öğretmenliğe başlayacaktır. Daha sonra özürlü çocuklar eğitimin kurucu öncüsü olacaktır, ZİÇEV’i kuracaktır.
(*)
Sonra tayini kaymakam olarak 1943 yılında Giresun Bulancak’a çıkınca, ilk işi orada bizim ANT’ın 12 Mart’ta hapse giren editörlerinden Alpay Kabacalı ile el ele verip Bulancak’ta ortaokul inşa edilmesini sağlarlar, halkın gönüllü katılımı ile…
İyi hoş inşaat biter ama savaş dönemi kereste yok memlekette. Bir sabah kalkarlar kıyıya devasa büyük liman keresteleri vurmuş. Çeker alırlar kıyıya. Güzelce kesilir keresteler, zımparalanır. Okulun zemini tavanı pencereleri kapıları için kullanılır.
Açılışa Giresun Valisi de katılır, “Remzi Bey, ahşap aksamı nereden buldunuz?”
Yanıt: “Stalin yolladı”. Ve sonra nasılını açıklar.
2. Dünya savaşı, Sovyetlere yöneldiğinde ağır bombardımanlarda yerle yeksan olan limanların devasa iskelelerinden kopup, Karadeniz’in sularına gömülen parçalar, bu denizin azgın dalga ve akıntıları ile karşı kıyıya vurmuştur. Ve şimdi okul inşasında kullanılmaktadır.
Valiye bu şakanın yapılabilmesi, Sovyetler ile Türkiye arasındaki dostluk havasının hâlâ’ dağılmadığını göstermekte. Ta ki savaş sonrasında Sovyet-Türkiye arasında kriz patlak verene kadar.
1945 yılında Remzi Zarakol, Kars/Arpaçay’dadır. Zaman zaman sınır sorunları nedeniyle karşı tarafa geçilebilmekte, Sovyet yetkilileri ile yemek yenilebilmektedir. Kriz patlak verene kadar…
Orada, Ankara’nın Avrupa’dan gelen Sovyet savaş esirlerinin iade olunmasına tanıklık ederler. Trajik bir durum. İnsanların oradan oraya savruluşları savaşlarda. Toplama kamplarından kurtulmak için Alman brigatlarına katılmaları. Ve sonra bedel ödeme zamanı.
Sovyet-Türkiye dostluk anlaşmasının imzalanabilmesi için yeni koşullar gündeme gelir. (**) Sonuç, ret ve ordunun Erzurum’a çekilmesi. Ama Sovyetler girmezler eski oblatslarını geri almak için. Remzi Bey yatağa tabancası ile girmektedir. İntihar etmek üzere.
Daha sonra Geyran’ın köy öğretmeni, İzmit/Karamürsel’de kampanya ile ortaokul açılmasını sağlar.
Son çabası ise, İstanbul’da sıkıntı çeken Tokatlı Üniversite öğrencileri için yine kampanya örgütleyerek bunun açılmasını sağlar.
’80 darbesinden sonra İstanbul Üniversitesi genişleme bahanesi ile bu yurda el koyar.
Halen bir Tokat Talebe yurdu var mı, bilmiyorum.
(*) Bu konuda bak: Makbule Ölçen, Özürlüler Yokuşu, Ankara 2013
(*) Bu şartlar, sadece Kars/Ardahan’ın iadesi, Boğaz’dan geçiş statüsünün Sovyetler için daha güvenli hale gelmesi değil, aynı zamanda çok partili sistemde sol partilerin hükümet ortağı olmasını da içermektedir. İtalya, Fransa, Finlandiya ve Çekoslovakya’da olduğu gibi. Bu nedenle sol basın ve kitapevlerine yönelik 1945 4 Aralık pogromuna karşın, sol parti ve sendikaların kapatılması sıkıyönetim tarafından bir yıl sonra 1946 aralığında gerçekleştirilir. Ne olur olmaz denilip beklenir. 1946 yılında Amerikan Missouri zırhlısı gelene, Churchill, ünlü açıklamasını yapana kadar. Bu konuda bak: (*) Arman Giragosyan, Ermenistan Ulusal Arşivi Belgelerinde Sovyet-Türk Diplomatik İlişkileri /1945-46, Erivan 2010, Belge Yayınları (çıkacak).
Evrensel'i Takip Et