Hamsili pilav

Fotoğraf: Pixabay
Allende, Küba’dan sonra ABD’nin arka bahçesi diye nitelenen Latin Amerika’nın ilk sosyalist başkanı idi. ’70’ler ikinci yarısı Ecevit de Türkiye’nin “sol” sanılan ilk başbakanı.
Şili’de Allende hükümetini yıkmak için uygulanan yöntemlerin kopyası aynen uygulandı Türkiye’de. Ekonominin çökertilmesi özellikle. Ve 12 Eylül cuntası, siyasi ve ekonomik programını bire bir Şili cuntasından kopyalayacaktı. İki cunta da “onların çocuğu” değil miydi zaten!
12 Mart, Yunan kopyasıydı, falakasıyla da.
12 Eylül Şili kopyası, köşkleriyle.
Küba izole edilmişti ama, etkisi büyüktü. Latin Amerika gibi Türkiye’de de, bağımsız sol yüzünü oraya çevirmişti.
Örneğin, ODTÜ’de dağlılar diye adlandırılan Sinan Cemgil ve arkadaşları, sosyalist mi, demokratik mi tartışmasına hiç dalmamış, zaman harcamamışlardı. “Bizim de dağlarımız var Che” deyip.
ANT dergisi ve yayınları ’68 sonrası Latin Amerika deneyim ve arayışlarını daha bir yakından izleyen bir çizgi olmuştu.
Kapanmadan önce ANT, THKO eylemliliklerini hemen sıcak bir biçimde karşılamıştı.
Yöntem Yayınları, ANT’ın devamı olarak kurulmuştu. 12 Mart sonrası bu isimle yayın yapmak mümkün değildi. Yöntem Yayınları, 12 Mart sonrası kurulan ilk yayınevi olacaktı. İlk kurulan sol yayınlardan Yar Yayınları ekibi de ANT mutfağında yetişmişti. Çiçeği burnunda Belge ile ofisini paylaşacaktı Yöntem.
Yöntem Yayınları, 1974 yılında THKO Savunmasını yayımlayacaktı.
“Bizim de dağlarımız var” deyince, kimi DDKO’luların buna yabancı kalması beklenemezdi. Ömer Ayna misali.
Onların af sonrası Yöntem oluşumunda yer almaları da şaşırtıcı değil. Oradan DDKD’nin çimlenmesi de…
Ha bire, ulusal kurtuluş hareketleri üzerine kitap tercüme ediyorum Yöntem’e. Güney Afrika üzerine ilk kitap bu arada. O aralar, ’70’lerin ortası Yekiti yeni kurulmuş, kuruluş bildirgesini, tüzüğünü tercüme ediyorum Zeruk için. İstanbul’dan geçmiş üstelik Mam Celal’in yolu o sıralar.
Yöntem Yayınlarının ilk kitap olarak benim Yunan Cuntasının içyüzünü sergileyen tanıklığı Tiyatrocu Korovessis’in “The Metod” adlı kitabından yaptığım tercümeyi “Sorgu” başlığı ile ben hapiste iken yayımlaması, beni çok mutlu etmişti. Kitabı ancak aftan sonra görsem de.
Üstüne üstlük, AF Örgütünün Yunan dosyasını da yayımlamaz mı Yöntem peşinden! Bu tercümeyi tamamlayamadan hapse girmiştim. Ama Ayşe Nur’un Paşa oğlu Ahmet tamamlamıştı tercümeyi ve Çiğdem’e vermişti.
Ahmet’in babası 27 Mayıs olduğunda 2. Zırhlı Tugay’ın komutanı idi. Bir sabah tugaya gider, kimse yok! Tugayı meğersem darbe ile meşgul!
Tabii, ardından bizim paşa emekli!
Aynı tugayda 11 yıl sonra ise biz misafir olacaktık. Sevgili Cihan, benden İstanbul davasının savunmasını hazırlamamı istemişti. Doktora öğrencisiyim ya! Deniz de bana “doktriner” diye takılıyor ya.
Bizim yataklıktan cürmümüz Tiyatrocu Aydın abiye de Cihan, “Yahu bir gazete çıkmasına el ayak versen” önerisinde bulunmakta. Tahayyül öylesine geniş. Farklı güzergahlarda olunsa da gönül kapıları açık.
Bir yandan da Kıyıcı’ya fırça çekmeler.
Bizler tahliye olunca, kısmet olmuyor ortak çalışma!
Zonguldaklı bir vatandaş da harıl harıl Cephe’nin savunmasını hazırlamakla meşgul. Meğerse bizimkiler define aracılığı ile meşgulmüş. Bize hiç çaktırmadan! Kim takar savunmayı!
Ömer, ha bre avluyu yıkıyor. Bizim hapishane aslında tugayın gazinosuymuş. Çay ve kahvenin verildiği tezgahlı oda da Cihan ve Ömer kalıyor. Oraya tezgah üzerinden atlayıp girmek mümkün, kapı dışında.
Ne zaman sabah erken kalksam, Ömer avluyu yıkamakla meşgul, her nedense!
Melek yüzlü bir teğmen, ne istense getiriyor, dışardan sipariş ile. Ranza da kitap okumayı kolaylaştırmak için kablo, ampul talebi dahil. El işi sanat yapılacak ya, tahtayı yontacak keser bile…
Bizler tahliye olduktan sonra iktisatlı Cihan ile ziyarete gidiyoruz, bir tepsi hamsi kaplı pilav yaptırıyoruz ekmekçi fırınında Cevizli de. Tarif, İktisatlıların Piri Alpay’dan!
Ziyaret odasında Mahir’i, Cihan’ı, Ömer’i son kez görüyoruz. Aman Allah’ım nasıl bir neşe, ne şakalaşmalar…
Hamsili pilavdan dolayı değilmiş meğer!
Bir hafta sonra bizimkiler pır!
Evrensel'i Takip Et