İşçilerin, emekçilerin sahaya inmesi siyasete de yeni bir nefes getirecek!

Fotoğraf: Evrensel
Asgari ücretle ilgili vaatlerle gerçekler arasındaki çelişki tartışılmaya devam ederken, alanlardan “Geçinemiyoruz” haykırışlarının “Hükümet istifa” talepleriyle birleşerek yayılmaya başladığı gözleniyor.
- DİSK’in kasım ayının başlarından itibaren basın açıklamalarıyla gündeme getirdiği, “Geçinemiyoruz” sloganı etrafında, “İnsanca yaşanacak bir asgari ücretten ve tüm emekçilerin ücret ve maaşlarının asgari ücret kadarlık bölümünün vergi dışı bırakılması”, “adil bir vergi düzeni” gibi talepleri etrafındaki girişimleri, bu girişimlerin 12 Aralık’ta İstanbul Kartal’da yapılan mitingle sürdürülmesi,
- Öte yandan SES’in ve TTB’nin girişimleriyle sağlık iş kolunda hekim ve sağlıkçıların talepleri etrafındaki mücadelede, bir yandan sağlıkçıların sokaklara da taşan 1 günlük grevi öte yandan da hekimlerin 5 günlük Beyaz Yürüyüş ve arkasından grevleriyle taçlandırılması, bu mücadele sürecinde iktidarın hekimlere 2 bin 500-5 bin TL’lik zam yapılmasıyla ilgili girişiminin sağlıkçıları bölmeyi amaçlayan bir hamlesinin olduğunun ortaya çıkması,
- KESK’in çeşitli illerdeki basın açıklamaları ve arkasından önceki gün Diyarbakır ve İzmir’de, dün de Ankara ve İstanbul’da DİSK, TMMOB, TTB’nin yanı sıra emekten yana partilerin çeşitli yerel örgütlerin destek verdiği, ayrıntılarını gazetemizden okuduğunuz mitinglere katılımda gösterilen heves alanlara yansıyan heyecan “Kara kışın işçi ve emekçiler için bir bahara dönüştürülebileceği”nin işaretlerini vermektedir.
ARTIK ASGARİ ÜCRET YILIN 12 AYI TÜM EMEKÇİLERİN GÜNDEMİ OLACAK
Emek mücadelesinin bu yıla özgü bir özelliği de asgari ücret tartışmasının Asgari Ücret Tespit Komisyonunun (AÜTK) kapalı kapılar arkasında “Al gülüm ver gülüm” tarzı belirlendiği bir ücret olmaktan çıkıp emek mücadelesinin gündemi haline gelmesidir.
Nitekim AÜTK’de yer alan “tarafların” sözcüleri, “Bu yıl asgari ücreti ayın ortasına varmadan ilan edeceğiz” diyerek asgari ücret tespitini “oldubitti”ye getirmek istediklerini açıkça söylediler. Bu tutumlarını “Tarihin en büyük asgari ücret zammını yapacağız” gibi gerçekle ilgisi olmayan iddialarla süslemeye çalışsalar da bunu başaramadılar.
Nitekim bu yıl asgari ücret geçen yıllara göre işçilerin ve emek güçlerinin daha çok gündemine gelmekle kalmadı, “Asgari ücretin ve tüm emekçilerin ücret ve maaşlarının asgari ücret kadarlık bölümünün de vergi dışı bırakılması” talebinin bütün emekçi kesimlerce savunulmasıyla asgari ücret bütün emekçilerin ve emek güçlerinin somut bir talebine de dönüştü.
Oluşan baskı, çalışma bakanını, tüm emekçilerin ücretlerinin asgari ücret kadarlık bölümünü vergi dışı bırakılacağı biçiminde bir açıklama yapmaya zorladıysa da yapılmak istenen düzenlemenin TBMM’ye sadece “Asgari ücretlilerin ücretinin vergi dışı bırakılması” olarak getirilmesi, doların zirveden zirveye koşması ve onun motive ettiği enflasyonun azması, önümüzdeki aylarda daha da azacağının ortaya çıkmasıyla birleşerek, ileri işçi ve emekçiler ile mücadeleci sendikacılar tarafından tepkiyle karşılandı.
Bu tartışma gazetemiz tarafından izleniyor; gerek sendikacılar gerekse emekten yana iktisatçılar ortaya çıkan sorunun emekçiler lehine çözümü için önerilerini günü gününe emekçilere aktarıyor. Ki, artık asgari ücret tartışması sadece asgari ücretli işçilerin yılın son ayında “Ne olacak” diye konuştuğu bir sorun olmaktan çıkıp, tüm sınıfın, tüm emekçilerin somut ve yılın 12 ayı dikkat merkezlerinde olacak gündemi haline geldi.
‘HÜKÜMET İSTİFA’ İLE NE DEMEK İSTENİYOR?
İktidarın ekonomi politikalarının merkezine krizin ve pandeminin faturasını işçi sınıfı ve emekçilere yıkmayı koyması, grevleri yasaklaması, TİS’leri enflasyona bağlaması, sendikalaşma girişimlerinin boğulması… Faiz-döviz-enflasyon üçgeninin emekçilerin boğazını sıkan bir kıskaca dönüştürülmesi, her başlıca talepleri söz konusu olduğunda iktidarı işçi sınıfı ve emekçilerle karşı karşıya getirmektedir. Tıpkı ekmekten ete, süte, kiraya, enerjiye… sanayiden tarıma, tüm girdilere yapılan zamların iktidarın ekonomik politikalarıyla doğrudan bağlantılı olması gibi!
Nitekim gerek kitlesel basın açıklamalarında gerekse mitingler ve yürüyüşlerde iktidara yönelik talep ve tepkilerin, “Geçinemiyoruz”dan başlayıp, “Zamların geri alınması”na, “Ek zam” talebinden, yürüyen TİS görüşmelerinde “Parasal taleplerin yenilenmesi”ne, “İnsanca yaşanacak bir asgari ücret”ten “Hükümet istifa!”ya kadar gelmiş olması, sahaya inmeye başlayan işçinin, halkın emek mücadelesi gibi siyasete de kendi renklerini ve tarzlarını getirerek yeni bir nefes alanı açacağının işaretlerini hızla çoğaltmaktadır.
Burjuva muhalefetin her derde deva “erken seçim” çağrısı yerine “Hükümet istifa” talebinin öne sürülmesi, elbette basitçe bir farklı talep ifade etmenin ötesindedir. Çünkü böylece, tek adam yönetiminin eldeki devlet gücünü kullanarak seçim sonucunu değiştirebilecek girişimlerinin önünü kesmek için tek adam yönetiminin istifasının istenmesi, diğer önlemlerin yanı sıra seçim güvenliğinin sağlandığı bir siyasi ortamın oluşturulmasının gerektirdiği önlemlerin alınması olarak önemli görünmektedir.
Elbette bu; örgütlü kesimlerin örgütsüz emekçileri örgütleme yükümlülüğü ve bu yükümlülüğün getirdiği çalışmayı yapmak için tüm emek ve demokrasi güçlerinin harekete geçmesi ile birlikte ele alındığında anlamlı olabilmektedir. Çünkü yaşadıklarımız ve sınıflar mücadelesinin tarihi, emekçi yığınların kendi ekonomik talepleri kadar siyasete müdahalelerinin koşulu da işçi sınıfı ve emekçi yığınların ana kitlelerinin talepleri etrafında birleşip sahaya çıktığı ölçüde başarılı olabileceğini göstermektedir.
Evrensel'i Takip Et