Özgür günler
KÖYÜN KÖYLÜNÜN ROMANI
Köy enstitülü yazarlarımız, edebiyatımıza, “Orada bir köy var uzakta!” romantizmi yerine “Burada bir köy var, içimizde!” gerçeğini getirdiler. Yaşadıkları köyü, köylüyü bütün gerçekliği, bütün çıplaklığıyla gözler önüne seren şiir, öykü ve romanlarıyla. Onların yazdıkları birilerinin dediği köy edebiyatı, köy romanı değil, köyün, köylünün yaşadığı gerçeğin romanlarıdır.
YIĞINTI
Kentin eski mahallelerine yüksek apartmanlar dikildi. Sokakları daraltan. Gökyüzünü kapatan. Suları karartan akşam olmadan. Sabahı bekleyen yoksullara bakmadan üstümüze yığılan.
KEMİRİLİYORUZ
Doğanın, yaşamın, insanın kemirildiği günlerden geçiyoruz. Bir deri, bir kemik kaldık. Yapraksız, çiçeksiz, otsuz, ocaksız çıktı posamız. Denizden, gökyüzünden yoksun. Soluk soluğa.
MAVİLİKLER İÇİNDE
Bir ağaç gördüğünde bir orman açılmalı. Bir bulut gördüğünde gökyüzü uzanmalı. Bir rüzgar estiğinde dalgalanmalı deniz. Mavilikler içinde.
YAKIN SABAH
Kararsa da hava, su, toprak. Yanan ışıklar aydınlatmıyorsa da uzayan gölgeleri. Korku, tedirginlik dolduruyorsa yürekleri. Dinleyin: “Daha çok yok sabaha”* diyen şairleri.
*Sennur Sezer/Doğuran bir kadına (Direnç)
YAKINDA
Sıkıştıran kalabalığın arasında başını kaldırıp gökyüzüne bir bak, göreceksin. Sahile inip ufku gözle. Gölgenle. Uzanarak kumsalda. Gelecek günler yakında.
ÖZGÜR GÜNLER
Özgür günlere inanan bir yazardır Sait Faik. Semaver öyküsünü şöyle bitirir: “Kızarmış ekmek kokan odada semaver ne güzel kaynardı. Ali semaveri, içinde ızdırap, ne grev, ne de patron olan bir fabrikaya benzetirdi. Onda yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istishal edilirdi/üretilirdi.”
Evrensel'i Takip Et