Sosyal medya paylaşımları nedeni ile iş sözleşmesinin feshedilmesi açısından kategoriler vardır

Fotoğraf: Pixabay
SORU: Merhaba. İşyerinde gerçekleşen bir olay ile ilgili olarak Facebook hesabımdan paylaşım yaptım ve işverenin tutumunu eleştirdim. İki gün sonra beni bu konuda savunma yazmam için çağırdılar. Bu durumda beni internet paylaşımı sebebi ile işten atabilirler mi? Böyle bir hakları var mıdır?
CEVAP: Merhaba. Günlük hayatın artık ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medya, çalışma hayatını da etkilemektedir. Özellikle son yıllarda işçilerin işyerleri ile ilgili sosyal medya paylaşımları, onların iş sözleşmelerinin haklı nedenle feshine kadar olumsuz sonuç verebilecek noktalara gelmektedir.
Her ne kadar işçinin sosyal medya paylaşımları “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” başlığı altında düzenlenmemiş ise de uygulamada bu paylaşımların içeriğine göre mahkemeler ayrım yapmakta ve sosyal medya paylaşımının ne olduğuna göre iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine veya iş sözleşmesinin feshinin geçerli olduğuna karar verebilmektedir.
İşçinin sosyal medya paylaşımları nedeni ile iş sözleşmesinin feshedilmesi açısından bazı kategoriler getirilmiştir. Örneğin, sosyal medya paylaşımlarının mesai saatleri içerisinde yapılması, işçinin mesai saatleri içinde aktif şekilde sosyal medya kullanması, bu durumun çalışma performansına etkisi önem kazanacaktır. Yargıtay mesai saatleri içerisinde sosyal medya ve özellikle internet üzerinden yazışma programlarının kullanılmasını feshe konu somut durumun niteliği bakımından değerlendirmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bir çok kararında; sosyal medya kullanımının performansı etkileyecek derecede yoğun olduğunun ve işverenin performans düşüklüğüne işçinin sosyal medya kullanımının sebebiyet verdiğinin ispatı halinde bu durumun işverene geçerli nedenle fesih hakkını yani işçinin kıdem tazminatının ödenerek iş sözleşmesinin kabul edilmesi gerektiğine karar vermektedir. Ancak, her somut durum ayrı ayrı değerlendirilmektedir.
İşçilerin ifade özgürlüğü hakkını kullanması açısından ise uygulamada en çok tartışma yaratan husus işyerinde işçinin yöneticiler veya işyerindeki olumsuz uygulamalar hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımlarıdır. Burada da her bir somut durum açısından mahkemeler ayrı değerlendirme yapmaktadırlar. Ve bu husus genellikle işçinin sadakat yükümlülüğü açısından değerlendirilmektedir. Örneğin, işçi işyerindeki olumsuz bir durumu eleştirirken hakaret içeren ifaleder kullanmış ise bu durumda haklı nedenle fesih yapılmasını Yargıtay kanuna uygun bulmaktadır. Yargıtay 9. HD, 31.03.2016 tarihli 2015/27643 E. 2016/7929 K. sayılı ilamında, “Davacının sosyal medya uygulaması üzerinden ”İki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan adamlar müdür olursa basit bir resmi yazıya cevap yazmayan geri zekalılar şef olur şeklinde paylaşımda bulunması”nı söz konusu paylaşımın hakaret ve sataşma içermesi nedeni ile işverene haklı fesih hakkı verdiği şeklinde karar vermiştir. Bu açıdan yukarıda da belirttiğimiz üzere bu durum her bir somut olay üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmekte olup, mahkeme paylaşımların hakaret içerip içermediğine, işverenin ticari itibarını zedeleyip zedelemediğine bakmaktadır.
İfade özgürlüğünün ihlali açısından tartışılacak bir diğer iş sözleşmesinin feshi, işçinin siyasi nitelikteki paylaşımlarıdır. Bu nitelikteki paylaşımlarda da Yargıtay, bu tür paylaşımların “eleştiri” niteliğinde olmasını kriter olarak almaktadır.
İşçinin sosyal medya paylaşımlarının ifade özgürlüğünü ihlal etmiş olduğuna yönelik bir başvuru ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi, önüne gelen bin başvuru ile ilgili olarak, işçisin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesinin işçinin ifade özgürlüğünün ihlal ettiğine karar vermiştir. (Başvuru no: 2019/976)
Anayasa Mahkemesi kararında, “Başvurucu, eldeki başvuruya konu paylaşımında genel nitelikli “yönetici” kavramını kullanmış ancak sözlerinin belirli bir kimseyi hedef aldığına yönelik herhangi bir ifade kullanmamıştır. Ancak mahkemeler tarafından başvurucunun taşeron işçi olması ve ceza davasına katılanların da başvurucu ile aynı Kurumda yönetici olması gerekçe gösterilerek sözlerin muhataplarından bir kısmının Kurum yöneticileri olduğu kabul edilmiştir. Derece mahkemelerinin başvurucunun asıl amacının kurum yöneticilerini küçük düşürmek olduğunu kabul etmesi ancak başvurucunun kullandığı kelimelere onun verdiği anlamın ötesinde anlamlar yüklemesi ile mümkün olmuştur. Başvurucunun kullandığı ifadelere onun verdiği anlamın ötesinde bir anlam yüklenmemelidir... Kaldı ki başvurucu, kullandığı ifadelerde taşeron işçilere yönelen baskının ancak “Yöneticilik ve insanlık vasıfları taşımayan kişiler” tarafından yapılabileceğini iddia etmiş; eleştirilerini abartılı bir şekilde ortaya koymuştur. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir... Nihayetinde derece mahkemeleri, somut olaya konu ifadelerin iş akdinin feshedilmesi gibi son derece ağır ve en son çare olarak düşünülebilecek bir müdahaleye başvurmayı gerektirir nitelikte olduğunu yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde objektif ve ikna edici bir biçimde ortaya koyamamıştır.”
Sonuç olarak yapmış olduğunuz paylaşımların niteliği önem kazanmaktadır ve eleştiri mahiyetinde olduğu şeklinde savunma yazabilirsiniz.
Evrensel'i Takip Et