Halkın talepleri ve görünüm

Fotoğraf: Onur Kavak / Evrensel

Hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik, yoksulluğun yaygınlaşması, gençlerin geleceğinin karartılması, kadınlara yönelik şiddete her gün yeni bir halkanın eklenmesi, ülkeden umudunu kesen bazı kesimlerin yönünü yurt dışına çevirmesi gibi sorunlar, özgürlük ve demokrasi taleplerinin yaygınlaşması, savaşın ve şiddetin değil, barış ve kardeşliğin egemen olması, farklı toplum kesimleri içinde eşitliğin sağlanması gibi istek ve talepler, halkın temel sorunlarını ana hatları ile ortaya seriyor.

Halkın çeşitli kesimleri iktidarın tüm baskı ve terörüne rağmen bu taleplerden herhangi biriyle alanlara, sokaklara çıkmaktan, taleplerini dile getirmekten, fabrika veya iş yerinde direnişe geçmekten geri durmuyor. Evet bu mücadeleler birleşik ve genel bir özellik taşımıyor, bu nedenle etkileri sınırlı oluyor. Böyle olmakla birlikte bu hareketler toplumdaki kaynaşmayı, mücadele istek ve potansiyelini açıkça ortaya koyuyor. Gelişmeler bu yöndeki eğilimlerin giderek güçleneceğini, talepleri elde etme ısrarının yaygınlaşacağını ve kararlılık kazanacağını gösteriyor.

Ama bir önceki dönemden farklı olarak iktidar bir yandan bu talepleri bastırmaya ara vermeden, çeşitli kesimlerin kangren olmuş sorunlarına “çözüm” vaat etmeyi, “beklenti ve umut “yaratma hamlesi yapmayı da politikalarına ekledi. İktidar bastırma işini kolluk güçlerini daha fazla devreye sokarak, savaşçı politikalarla şovenizmi ve milliyetçiliği kışkırtarak, bu alanda kazanmayı umduğu her şeyi seçim sandığına bağlayarak sürdürüyor. “Beklenti ve umut” yaratma adımlarını ise, gerçekte işçiler arasında rahatlama yaratmayacak, aksine yoksulluğu derinleştirecek olan “asgari ücrette artış”, EYT sorununa sözde çözüm, önemsiz bazı borçların silinmesi, bazı işe alımların yapılması vb. gibi alanlarda atıyor.  

Bu arada TÜİK iktidara destek olan açıklamalarını sürdürüyor. Açıkladıkları rakamlara bakılırsa ülke ekonomisinin büyümüş. Bu rakamlara bakıldığında finansın ve bankacılığı aşırı karlarla şiştiğini, ama ülkenin lokomotif sektörlerinden sayılan sanayinin sadece 0.3 “büyüdüğünü, inşaatın ise yüzde 14 küçüldüğünü görüyoruz. İşçi ve emekçi halkın bütçesi ise her ay bir önceki aydan daha fazla küçülüyor ve açık veriyor. Paranın pul olması, yıllık faiz ödemelerinin ana para ödemelerini geçmesi gibi sorunlar zaten TÜİK’in ilgi alanına girmiyor. Onların alanı vitrin düzenlemesi ve makyaj yapmak.

İktidar aslında batmış bir ekonominin çarklarını en azından seçimlere kadar döndürmek için çareyi, daha önce yüzüne tükürdüğü, demediğini bırakmadığı ülke yönetimlerine el açmakta buldu. Kendisi gibi gerici iktidarlarla bir borç türü olan swap anlaşmaları, TCMB’ye para yatırmalar, enerji faturalarının ertelenmesi, kaynağı belirsiz para akışları, darphanenin 24 saat çalışması vb. gibi “önlemler” devreye sokuldu ve daha başkaları da sırada. Atılan bütün bu adımlar sermayenin bir kısmının aşırı karlarla şişmesine yol açarken, halkın yoksulluğunu ve sefaletini daha fazla artırıyor.

Bütün bunlar gerçekleşirken altılı masa yeni bir toplantı yaptı ve anayasada yapmak istedikleri değişiklikleri kamuoyuna açıkladılar. Gazetemizde bu konuda yapılan yorumlarında değerlendirdiği gibi yapmak istedikleri değişiklikler oldukça titrek, kısıtlı ve dar, ülkede temel sorun olan bazı alanlara ise hiç girilmemiş. Kuşkusuz bu ne bir sürpriz ne de hayal kırıklığı yaratacak bir gelişme. Onlar restorasyoncu politikalarına ufak tefek tamirat, tadilat işleri ile devam ediyorlar. Halkın ekonomik ve politik alanlardaki temel talepleri konusundaki tutumları bilindiği üzere seçimlerin sabırla beklenmesi. Ekonomide geçmişte uygulanan, AKP’nin de devraldığı ve sonuçta bugünkü batağa ulaşan programlar dışında bir çözümleri ise bulunmuyor.

Görünen şu ki; işçi ve emekçi halkın iktidar ve destekçisi sermaye tarafından içine itildiği ekonomik ve politik sorunlar günden güne ağırlaşmakta. Bu saldırıları püskürtmek işçi ve emekçi halkın birleşik ve kararlı mücadelesi ile olanaklı. Emek ve Özgürlük İttifakı bu iddia ile bir araya geldi ve saflarını genişletmeye çalışıyor. Bu genişlemenin -örgütsel katılımları reddetmemekle birlikte- asıl olarak işçi ve emekçi halk arasında, fabrikalarda, iş yerlerinde mahallelerde olacağı İttifak katılımcılarınca dile getiriliyor. İşçi ve emekçi halkın ileri kesimleri bu mücadelenin motor gücü olabilir ve onun yaygınlaşmasını, birleşmesini, istikrar ve kararlılık kazanmasını sağlayabilir. Eğer bu başarılabilirse geniş kesimlerin gözleri altılı masada değil, bu ittifakta olacaktır. Bu hayal değildir, bunun için koşullar son derece elverişlidir.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, bir süredir beklenen mesajı, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla duyuruldu. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı yaptı. Açıklamada Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve askeri durumuyla ilgili bir ifade yer almadı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et