16 Aralık 2022

Paranın iktidarı

Kapitalist ilişkilerin egemen olduğu toplumsal sistemlerde tüm yönetim biçimleri paranın iktidarını temsil ederler. Ama bu para -ne kadar varsa artık- senin, benim cebindeki para değildir. Paranın iktidar olabilmesi için önce sermaye niteliğini alması gerekir. Yani paranın dolaşıma girmesi, yatırılması, dolaşım tamamlandıktan sonra ilk yatırılan paradan daha fazla biçimde -artı-değer, onun başkalaşmış biçimi kâr vb.- bu dolaşımı tamamlamış olması gerekir. Bu serbest rekabetçi dönemde sanayi sermayesidir, banka sermayesidir, emperyalizm döneminde ise bunların birleşmesi, kaynaşması üzerinden gerçekleşen mali sermaye -finans oligarşisi-dir.

Yazıya böyle başlamamızın nedeni bu ilişkiyi yeniden ayrıntılandırıp, açıklamak değildir. Konuyu güncel bir olay -6 yaşındaki bir kız çocuğunun tarikat ilişkileri içerisinde cinsel istismarı- üzerinden yapılan güncel bir tartışmaya bağlamak üzere böyle başladık. Konu tarikatların paralı işlerine girip, girmemesi üzerine yapılan tartışma. Kapitalist ülkelerde paranın devlet yönetimi biçimindeki merkezileşmiş iktidarı, sermaye ilişkisinin egemen olduğu her alanda da iktidar odakları yaratır. Fabrika sahibi patron, kendi işletmesinde iktidardır. Onun işçiler üzerindeki sömürü ve etki gücünün derecesini işçilerin örgütlü gücü sınırlar veya sınırlayamaz. Patron, devlet dışında insan öldürme yetkisine sahip tek otoritedir. “İş kazası” denilen cinayetlerden hesap sorulmaması da işte bu nedenledir.

Tarikatlara gelirsek: Piyasa ilişkilerine girmiş, parayı sermaye olarak yatıran ve işleten her tarikat bir iktidar odağıdır. Tarikatların fabrika sahipliğinden ticari ilişkilere, mal, mülk yönetiminden eğitime kadar uzanan bir alana girmesi, onların kendilerini genişleterek yeniden üretmesinin temel bir biçimidir. Hele hele yoksulluğun, açlığın, işsizliğin bu kadar yaygın olduğu bir ülkede bu dinsel yapılar etkili birer “mürit yaratma” fabrikası gibi çalışır. Eğitim kurumları daha küçücük yaşta çocukları zehirlemeye başlarlar. Bu müritlerin ne kadarının gerçekten inandıklarının ne kadarının geçim gailesi ile bu yapıların etrafında toplaştığının bir önemi yoktur. Bunlar her durumda da politik İslamın etkisinin yaygınlaştırılmasına hizmet eden kurumlardır.

Bu nedenlerden dolayı Halk TV’nin bir programına katılan Taha Akyol’un ticaret ve para işlerine giren tarikatların “sekülerleşeceğine” ilişkin tespitleri bütünüyle yanlıştır. Buralar özgür düşünmenin değil, koşulsuz itaatin, tartışmanın değil, sorgulamasız biatin egemen olduğu kurumlardır. Bugün şeriatın egemen olduğu ülkeler -Suudi Arabistan vb.- gırtlaklarına kadar kapitalist ilişkiler içerisindedirler. Buralardaki her tür özgür düşünce, laik ve demokratik eğilimler devlet şiddeti ve terörü ile bastırılmaktadır. Buralardaki kapitalist sömürünün dinsel baskı ile bir çelişkisi bulunmamaktadır. Kapitalizm her türlü geri ilişkiyi kendisine eklemlemeyi başarabilmektedir. Açıkçası kapitalist ilişkiler içerisine giren dini çevrelerin “sekülerleşeceği” inancının bir temeli bulunmamaktadır.

Feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde demokratik devrim ve dönüşümlerle dinle hesaplaşmış toplumlarda, bu tip yapılar bizdeki gibi bir etkiye sahip olamazlar ve etkileri sınırlıdır. İslam dini uhrevi olanla dünyevi olan arasında, inançla, toplumsal yaşam arasında ayrımlara sahip olmayan bir dindir. Toplumsal yaşamı tüm yönleri ile yönetme ve ona egemen olma anlayışına sahiptir. Bugünkü gibi dini politik amaçlarla kullanan bir iktidarın var olması durumunda tarikatların yaratığı tehlike daha da büyümektedir. Bu nedenle demokratik hak ve özgürlükler için, laiklik için mücadele hem bugünkü iktidara karşı bir mücadele olarak gelişmek, hem de din dahil, her türlü gerici ideolojiyi besleyip, büyüten, ücretli köleliğe dayanan toplumsal yapıya karşı özgürlükçü, eşitlikçi, sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum kurma mücadelesi olarak gelişmek durumundadır.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, bir süredir beklenen mesajı, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla duyuruldu. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı yaptı. Açıklamada Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve askeri durumuyla ilgili bir ifade yer almadı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et