Cennet-Cehennem

Fotoğraf: Pixabay
DÜŞ
Arılar bal yapar, karıncalar ekmek taşır. Bir düşten ötekine. Savaşlar bittiğinde. Artık kimse ölmesin diye.
BATMAYAN GÜNEŞ
Güneş ay ışığında yansır geceleri. Yıldızlar gün ışığından kalma. Bölmek için gecenin karanlığını. Batmayan güneşin aydınlığıyla…
YAZIT
Bir yazıt kalır yalnız. Geriye. Savaşta ölenlerden. Ne bir kuş uçar, ne bir şarkı kalır. Taşa kazılı. Barış gelmeden.
VINILTI
Pencereyi açtığımda gökyüzünü göremiyorum. Karanlığa açılıyor pencerem. Sıra sıra duvarlara. Işığı engelleyen. Esen rüzgarı kesen. Yalnızca vınıltısını bırakan kulaklarımızda.
SİS BASTIĞINDA
Hava sisli olduğunda ve göz gözü görmediğinde biletçi çocukların arkasında dikilir ve tren ilerledikçe neye bakacaklarını söyler. Bu yolculuğu uzun zamandır yaptığından tüm manzarayı avucunun içi gibi bilir. -Gianni Rodari-
CEHENNEM
Çürük yumurta kokulu kükürt dumanları savruluyor üstümüze. Altın eritiyorlar cehennem ateşinde.
CENNET
Her karanlığın bir sonu vardır. Her gecenin bir sabahı. Bahçelerinde güllerin açtığı, kuşların kanat kanata verip ötüştüğü cennette. Yeryüzüne indirdiğimizde. Bir gün. Güneşle…
KARANLIKTAKİLER
Gün ışımadan çıkıyorlar. Karanlıkta. Fabrikalar, okullar, iş yerleri, metrolarda üst üste kalabalıkta. Ne güneş, ne hava. Gün batımında çıkıyorlar. Karanlıkta.
HIZLA GEÇEN
Son hızla geçiyor tren. Ne sen görebilirsin gidenleri, ne onlar seni. Geriye rüzgarı kalır. Tozu toprağı silip süpürerek esen.
Evrensel'i Takip Et