Taş taş üstünde

Fotoğraf: Elif Öztürk Özgöncü/AA
ŞİİRİN ANASI
Şair, şiirin anasıdır. Göğsüne bastırır. Emzirir sözcükleri.
ÖYKÜNÜN BABASI
Yazar, öykünün babasıdır. Elinden tutar. Gösterir her şeyi. Gezdirir her yeri.
KAR ALTINDA
Kış bastırdı. Her yer kar altında. Beyaza dönüştü bütün renkler. Ağacın yaprağından kuşun kanadına her şey kar altında.
GECELER BOYU
Sık sık uyanıyorum uykudan. Düşlerimden geri dönmek için. Kaybolup gitmemek için içinde. Sabaha ulaşmak için. Aldatıcı düşlere kapılmadan. Uzayıp giden geceler boyu…
ÇOCUKLUKTAN
Andız kokusu yayılır. Günlük kokusu sarar odayı. Mangal ateşinde yakılan. Kış ortası karanlığında. Eski günlerden kalan. Çocukluğumuzdan.
KAR ALTINDA
Taş taş üstünde bütün bir kent, bütün bir ülke. Moloz yığınları altında. Odalar, mutfaklar, balkonlar, kediler insanlarla. Sesini çıkaranlar da var, çıkaramayanlar da. Üsttekilerin elleri, kolları, ayakları kazma kürek. Bütün memleket. Taş taş üstünde. Kar altında.
DENİZ İLE KUMSAL
Deniz uzanınca kumsala. Her kum tanesi göz gibi ışıldıyor. Güneşin altında. Gülen gözlerle. Dalgalar basınca kumsalı. Kararan göğün altında. Ağlayan gözlerle gözyaşı döküyor kuma.
SÖZCÜKLER
Sözcüklerdir kapıyı açan. Üstümüzdeki taşları kaldırmasa da ağırlığını alır. Yolunu açar karanlığın. Sevgiyle. Elini tutumu…
TAŞ TAŞ ÜSTÜNDE
Savaşlarla depremler taş taş üstüne bırakmadığında insanlar çekilen acılar karşısında taşı taş üstüne koyacaktır yeniden. El ele dayanışıp yardımlaşarak. Daha ilk çağlardan taşı taş üstüne koyarak kendi emeğiyle yarattığı uygarlıktan, ürettiği bütün zenginliklerle güzelliklerden eşit pay alamayan insanlık.
YAŞADIKLARIMIZ
Yaşadıklarımız bize yaşatılanlardır. Gün boyu dayatılan. Karanlıktan, sisten sıyrılamayan. Sabah aydınlığına bir türlü ulaşılamayan günlerde.
Evrensel'i Takip Et