Enkaz üstünde

Fotoğraf: MA
AYNI YERDE
Ne gök kaldı, ne yer. Sarsılınca toprak, yerle bir oldu hepsi. Karıştı birbirine üst katla alt kat. Üsttekilerle alttakiler aynı yerde şimdi.
YAPRAK İLE TOPRAK
Ağacın yaprağı koptuğunda dal acır. Yere sarkar. Güneşin altında kuruyup dağıldığında yaprak, toprak kabarır. Ağacı sarar. Dal yeşerir. Göğe dikelir.
DARALIYORUZ
Binalar birbiri üstüne bindi. Yağmur sızmıyor aralarından. Sokaklar iki beton duvar arası. Gölgeme çarpıyorum yürürken yolda.
BÖLÜK PÖRÇÜK
Geceleri bölük bölük uyuyoruz. Yarım kalan düşlerle. Sabahları açıp açmayacağı belli olmayan bir havada. Yaşıyoruz ya. Bölük pörçük ama.
ENKAZ ÜSTÜNDE
Savaş uçaklarının fır döndüğü gökyüzü altında obüslerin, füzelerin, tespih tanesi gibi saçılan bombalarla depremlerin sarstığı yeryüzünde enkaz üstünde kalanlar. Yaşıyor sayılır mı, soluk alıp vermekten başka?
ÖLÜMSÜZLÜK
Her yazar yeni bir sözcük demektir. Yazar ölür, sözcükleri yaşar. Sözcüklerdir ölümsüz olan.
VAR OLMA
Var olanlar yok oldu. Yok olanlar var olur. Sen, ben, biz. Verdik mi el ele. Var olacağız hepimiz.
BİR AVUÇ ÖYKÜ
Bütün yaşadıklarımız bir avuç öyküdür. Bir avuç dünyayı yansıtan. Yazdıklarımızla dünden bugüne, bugünden geleceğe seslendikçe...
HER AKŞAM
Acıyla sarmalanan yüreklerimiz, akşam safalarının kararan geceye açılan rengiyle karşı koyuyor her akşam.
DENİZDEN UZAKTA
Duvar duvara bitişik. Üst üste. Yan yana. Alt alta. Bir duvar denizi kaplamış kenti. Üç yanını çevreleyen denizden uzakta.
Evrensel'i Takip Et