Bir sabah

Fotoğraf: Pixabay
BİRİ
Arkada yıkık dökük bir kent. Üstte yıkık bir gök. Önü boşluğu dolduran deniz. Ufukta ne bir kayık, ne bir gemi. Kumsalda yalnız biri.
KUŞ ÖLÜMÜ
Kuş uçarken ölmez. Kanat çırptıkça yükselir. Ufuk açar. Yerde ayağı sürçer, kanadı kırılır, kalır kaldırımda. Ölür gider ayaklar altında.
SABAH OLUNCA
Her çiğ tanesi yıldızların ışığını yansıtır. Güneşin sofrasında. Yırtılır karanlık. Sabah oldu mu?
KOL KOLA
Yan yana. İç içe. Evlerle insanlar. Üst üste biniyor. Gökyüzüne yükselerek binalar. Yerle bir olunca. Ölenlerle. Kol kola.
GÜLER YÜZÜYLE
El ele, kol kola. Sarılınca birbirimize. Çamurundan, taşından, karasından eleyince toprağı. Aydınlanacak yeryüzü. Güneş gibi. Sapsarı. Kıpkızıl. Güller açan güler yüzüyle.
GÜNEŞSİZ
Ne gökyüzü ne güneş görünüyor. Beton duvarlarla çevriliyiz. Çelik levhalardan, cam kulelerden yansıyan ışıkta. Göz kamaştırarak. Duvarlara toslayan kalabalıkta.
BİR SABAH
Sesini duyuyorsun uyandığında. Soluğunu ensende. Seni saran gövdesiyle. Ağırlıksız. Uçucu. Seni de uçuran. Bir sabah. Uyandığında.
İYİ SABAHLAR
Karanlığın yiyip bitirdiği günler geçecek. Taze bir sabahta. Yükselen göğün altında. Serilerek toprağın üstünde. Güneşlenecek insanlar. Karanlığı sıyıran aydınlıkta.
YARI KARANLIK
Karanlık körse ışık da tam görür sayılmaz. Gölgeler oluşturur. Kararır. Gün ortasında. Siyah-beyaz. Yarı karanlıkta.
Evrensel'i Takip Et