İyi ruhlar, zinde bedenler için öncelik insan hakları

Fotoğraf: Eylem Nazlıer/Evrensel
Sağlık, salt bedensel ve ruhsal iyilik hali olmayıp aynı zamanda sosyal iyilik halidir diyor Dünya Sağlık Örgütü. ‘Hayatım boyunca hiç doktora gitmedim’ diyenlerdenseniz, bu sizin sağlıklı olduğunuz anlamına gelmez mealinde bir cümle bu.
Yani; bu ülkenin kendisini “sağlıklı” addeden yurttaşları, o ruhunuz Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ankara Barış Mitingi’nde IŞİD ve himayedaşları katliam yaparken nerelerdeydi? Sağlıklı mıydı?
Cumartesi Anneleri-İnsanları sistematik olarak hepimizin gözleri önünde hâlâ ters kelepçe ile işkenceye maruz bırakılıyorken İstanbul’un orta yerinde, iyi miyiz? Hoş muyuz?
Roboskî’de çocuklar bu ülkenin uçaklarınca bombalanıp yok edildiğinde siz çocuğunuzu kucağınızda severken iyi miydiniz, hâlâ sağlıklı mıydınız? Ya Hrant Dink, Tahir Elçi, Musa Anter öldürüldüğünde?
Hatay’da Maraş’ta, Adıyaman’da deprem değil ihmal öldürürken insanları iyi miydik, ruhumuz dingin miydi?
Say say bitmiyor…
“Yiyip içip geziyoruz, daha ne olsun” diyenlerdenseniz gözaltı sürelerinin uzatılması, işkenceye “sıfır tolerans” sözlerinin unutulması sizi ilgilendirmiyor mu?
Evet, her zamankinden daha fazla aklımıza mukayyet olmamız gereken günlerden geçiyoruz. Bedensel, ruhsal, sosyal ve siyasal iyilik hali, yani sağlıklı birey, sağlıklı toplum için bu çabaya ihtiyaç var.
Bunun olmazsa olmazlarından birisi insan haklarına saygılı bir kamusal nizam. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bu bağlamda on yıllardır büyük bir özveri ile çaba harcayan, üreten kurumların başında geliyor.
TİHV geçen hafta sonu İstanbul’da gerçekleştirdiği etkinlik ile İstanbul Protokolü’nün yeni Türkçe çevirisini tanıttı: ‘Birleşmiş Milletler (BM) İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu (İstanbul Protokolü)’.
Toplantı moderatörü, TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın da hatırlattığı üzere “ İstanbul Protokolü’nün 23 yıl önce 15 ülkede başlayıp, 51 ülkeyi kapsayan mücadelenin, dayanışmanın, ısrarının, direngenliğin, ortaklaşa bir çalışmanın yansıması”.
Yıllar içinde “işkencenin biçimleri değişti, işkence daha da yaygınlaştı, işkence ve kötü muamele gören kesimler -çocuklar gibi- genişledi” ve bağlamda BM İstanbul Protokolü güncellenmiş oldu.
“Kötü muamele ve işkenceyi tespit eden, belgeleyen, faillerin etkin soruşturulması ve yargılanması için bir rehber niteliği taşıyan” İstanbul Protokolü, imzacı ülkeler için bağlayıcılığı olan metinlerden biri ve Türkiye de taraf...
TİHV Kurucular Kurulu Üyesi Türkcan Baykal’ın da ifade ettiği üzere; “İstanbul Protokolü, hepimizin insan olarak dünyanın hemen her yerinde işkence ve diğer kötü muamelelere maruz kalanlara karşı hissettiğimiz borcun ve işkenceyi tüm dünyada ortadan kaldırma çabasının sembollerinden biri”.
BM İşkenceye Karşı Komitenin önceki Başkanı Jens Modvig, BM İşkence Görenler İçin Gönüllü Fonu Önceki Başkanı Vivienne H. Nathanson ve İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütünden Vincent Iacopino ise diğer konuşmacılardı.
Hasılı “Sağlık uzmanları (ve hukukçular) olarak insan haklarını korumak görevimiz. İstanbul Protokolü, tüm sorumluların cezalandırılması için temel bir belge, tüm dünyada işkenceyle mücadelede uluslararası bir araç”.
Unutmayalım, hayatımız boyunca hiç doktora gitmemiş olmamız sağlıklı kılmaya yetmiyor bizleri…
Sağlıcakla kalın?
Evrensel'i Takip Et