4 Ağustos 2023

İşçinin parası patrona

İşsizlik Sigortası Fonundan patronlara aktarılan miktar, işsizlere aktarılan miktarın iki katı olmuş! Fondan bu yılın ilk altı ayında 9.6 milyar işçilere ödenirken, patronlara 19.7 milyar lira ödenmiş durumda. Buna göre patronlara ilk altı ayda ödenen teşvikler geçen yıla göre yüzde 73 artmış durumda. Bu yıl sonuna kadar bu rakamın 40 milyar lirayı aşması bekleniyor. Bu rakamlar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda fonun haziran 2023 verilerinin değerlendirilmesinde yer almış ve Komisyon Üyesi V. Ağbaba tarafından açıklandı.

İşsizlik Fonunun devreye alındığı 2002 martından bu yana 18 milyon işçi işsizlik ödeneği için baş vurmuş ve bunların sadece 9.9 milyonu işsizlik ödeneği alabilmiş. Fonun kurulduğundan bu yana işçilere toplam 58.2 milyar lira ödenirken, patronlara sadece 2020, 21,22 ve 23’ün ilk altı ayındaki teşvik ödemeleri 84.8 milyar lira olmuş. Bu yılın sonuna kadar yapılacak ödemeleri de hesaba kattığımızda patronlara aktarılan işçi parası 104 milyar lirayı aşmış olacak.

İşsiz kalan bir işçinin işsizlik fonundan yararlanabilmek için önüne sürülen şartlar ise oldukça ağır. İşçinin bu fondan yararlanabilmesi için iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün iş sözleşmesine tabi olması ve iş sözleşmesinin feshinden önceki son 3 yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekiyor. İşçiye fondan yararlanması için dayatılan bu koşulların ağırlığını anlamak için her 100 işsizden ancak 11’inin fondan yararlanabildiğini, 89’unun ise fondan yararlanamadığı gerçeğini hatırlatmak gerekiyor. Fondan yararlanmaya hak kazanan işçiye ödenen miktar ise en düşük 2 bin 588 lira, en yüksek ise 5 bin 176 lira ile sınırlanmış durumda. Yani tam anlamı ise sefalet ücreti bile değil ve açlık sınırının yanına hiç yaklaşamıyor.

Oysa bu fona işçiler sadece ücretlerinden kesilen para ile katkıda bulunmuyor, patronun sözde ödediği miktarda işçinin sömürüsü üzerinden gerçekleşen miktar. İşsiz kalan her işçinin bu fondan koşulsuz yararlanması ve en azından güncel asgari ücret düzeyinde bir ödenek alması gerekirken hem yararlanma koşulları çok ağır hem de yapılan ödeme işçinin hiçbir temel ihtiyacını karşılayamayacağı kadar düşüktür. Ortaya çıkan bu tablo bir gerçeğin altının bir kez daha kalınca çizilmesini gerektiriyor: Ücretli kölelik düzeni işçiyi sadece çalışırken değil, işsizken de sömürüyor, onun alın terini ve emeğini vahşi bir soyguna tabi tutuyor.

Kuşkusuz bu sonuca yol açan neden mevcut düzenin ve devletin sınıf karakterinden kaynaklanmaktadır. Ücretli kölelik düzeni büyük sermayenin sınıf egemenliği, işçi sınıfın artı değer sömürüsü üzerinde yükselmektedir. Bu düzende alınan her karar, eğer işçi ve emekçiler ağırlıklarını koyup, bir kazanımlarını mücadeleleri ile yasa haline getirmemişlerse, patronların sınıf egemenliğinin çıkarınadır. Bu egemenlik öylesine kesin ve nettir ki ormanları talan edilen Akbelen köylüleri içinde, doğaları yağmalan İkizdere köylüleri içinde, ağaçları, dereleri, toprakları talan edilen her yöre içinde kendisini aynı acımasızlıkla ve vahşilikle açığa vurur. Bu vahşiliğin ardında büyük sermayenin çıkarları bulunur. Onlar için vatan, insanı sömürülecek, doğası talan edilecek üzerinden tatlı karlar edilecek, kasalarını dolduracak toprak parçasından başka bir şey değildir.

İşte bu nedenledir ki işçi ve emekçilerin kaderleri ortaktır, mücadelelerinin çıkarı birlikte olmayı, ortak düşmana karşı dayanışmayı gerektirir. İşçi sınıfı eğer bu mücadelelerin sermayenin egemenliğini devirecek bir sonuca ulaşmasını istiyorsa, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde, halkın talepleri için ayağa kalktığı her mücadelede önderliği ele alma tutumuyla hareket etmek zorundadır. Erdoğan iktidarı sadece peş peşe bindirdiği zamlar, vergiler ve enflasyon yoluyla işçi ve emekçileri soymamakta, aynı zamanda sömürü koşullarını vahşileştirerek, ülkeyi talan ederek, büyük sermayenin çıkarlarının gerçekleşmesi için acımasızca çaba göstermektedir. Bugün ülkenin her köşesinden yükselen mücadelelerin ortak bir kanalda birleşmeye ihtiyacı var ve bu da bunu başarmak zorunda olan güçlerin üzerine büyük bir sorumluluk yüklüyor.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

‘Tüm gruplar silah bıraksın, PKK kendini feshetsin’

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, bir süredir beklenen mesajı, DEM Parti İmralı heyeti aracılığıyla duyuruldu. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı yaptı. Açıklamada Suriye’deki Kürtlerin siyasi ve askeri durumuyla ilgili bir ifade yer almadı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et