Asıl savaş

Fotoğraf: Serhat Koç/Flickr (CC BY-SA 2.0)
YÜZ YÜZE
Yüz yüzeyiz. Baktıkça. Kimi görerek, kimi görmeyerek. Görenler, görmeyenlerle bir arada. Karanlıkta da, aydınlıkta da.
YAŞAM KOŞUSU
Yaşam bir koşuysa engelli koşudur bizimkisi. Düşe kalka. Hep birlikte. Bitiş çizgisine ulaştığında tek başına. Arkandan gelenleri göremeyeceksin bir daha.
SAVAŞ VE BARIŞ
Pusudadır savaş. Barış geldi mi eve. Uyumasını bekler. Uyutulmasını ya da. Çıkar sokağa. Yıkar geçer sağı solu. Karadan, denizden, havadan. Uyanana kadar barış. Uyandırılana kadar.
,,,SIZ
Yol boyunca yürüyorum. Ağaçsız. Göksüz. Beton duvarlar arasından. Ayağımı basmadan toprağa.
ASIL SAVAŞ
Asıl savaş, özgürlüğü elde edebilme savaşıdır. Barışı getirecek ölümcül savaşı yok edecek olan. Bir yaz akşamında. Sereserpe. Bütün dünyada. Afrika dahil.
ARKA SOKAK
Bir arka sokaktayım. Kentin kalabalığından uzakta. Bir cümle ağacın serinlettiği bir sokakta. Gökyüzüne açılan alçacık kagir evlerin gölge ettiği. Çocukluğumdan kalma. Hayallerimin beslendiği.
KENDİ KENDİMİZLE
Ne ben, ne sen, ne başkası. Cep telefonlarında. Konuşuyoruz ya. Kendi kendimize. Kendi kendimizle. Durmadan.
YANKI
Bağır. Sesin gelsin sana. Sessizliği bozsun. Evler, sokaklar seslerle dolsun. Fabrikalar, meydanlar. Bitirsin sessizliği.
BAŞLAR EĞİK
Cep telefonuydu. Ceplerden çıktı. Elimize yapıştı. Yakıştı diyenler çıkabilir. Işıldayıp duran elimize bakıyoruz. Gün boyu. Eğerek başımızı.
Evrensel'i Takip Et