OVP: Halka saldırının yeni programı

Geçen hafta ilan edilen OVP -orta vadeli program- sermaye ve iktidarın işçi ve emekçi halka nasıl saldırılacağını açıklayan bir programdır. Programın açıklanmasıyla IMF’nin ikiz kardeşi Dünya Bankasının Türkiye’ye 35 milyar dolar kaynak aktaracağını açıklaması, iktidarın halka saldırıda uluslararası sermayeye verdiği teminata güvenildiğini açıkça ortaya koyuyor. Ekonomiden sorumlu Şimşek de zaten bu durumu “DB’nin fonu artırması OVP’nin onaylanmasıdır” sözleri ile selamlıyor. OVP işçi ve emekçi halka saldırının programıdır derken durumu abartıyor muyuz?

Bu sorunun yanıtını OVP’nin hedeflerine bakarak yanıtlamak gerekiyor. Örneğin 2023’te 4.2 triyon TL vergi toplanacağı ilan edilirken 2024’te bu rakamın 7.4 triyon olacağı vurgulanıyor ve sonraki yıllarda bu rakam daha da yükseliyor. Yaklaşık yüzde 76’ya ulaşan bu artış kimin boğazı sıkılarak elde edilecektir? Saray’ın, tekellerin ve bankaların kapısına vergi memurları dayanmayacağına göre bu sorunun yanıtı işçi ve emekçilerin KDV, ÖTV vb. vergilerle daha fazla soyulacağıdır. Bütçeden faiz ödemeleri için 2023’te 600 milyar TL, 2024’te ise 1 trilyon 200 milyar TL, önümüzdeki 3 yılda ise 5.5 trilyon TL ödenmesi öngörülüyor. Faiz ödemelerinde yapılacak bu olağanüstü artışın kaynağı da işçi ve emekçi halktır. OVP’de kesinlikle ve fazlasıyla tutacak hedefler halkı daha fazla soymaya yönelik hedeflerdir. Diğerleri ise daha önce ilan edilen ama hiçbiri tutturulamayan hedeflerdir.

İşçi ve emekçi halkı daha fazla soyma hedefi ise vergi ve faiz ödemeleri ile sınırlı değildir. Enflasyon halkı soymanın en garantili yollarından birisidir. Hedeflenen enflasyon hedefleri daha OVP yayımlanırken aşılmış durumdadır. MB Başkanı bu yılın hedefinin yüzde 58 olduğunu ilan etmiş, OVP bunu yüzde 65 olarak “düzeltmiş” gerçekte ise ilan edilenlerin çok üzerinde enflasyon -ENAG’a göre yüzde 100’ün üzerinde- gerçekleşmiştir ve gerçekleşmektedir. Dolar kurunda artış devam etmektedir. Dolar kurundaki artışın bir anlamı enflasyonun yükselerek devam edeceğini göstermesiyken, diğer anlamı dolar karşısında iş gücünün daha fazla ucuzlayacağı, ülkenin yerli ve yabancı tekeller için ucuz emek cenneti olmaya devam edeceğidir.

Enflasyon ve dolar kuru yükselirken, işçi ve emekçiler vergi ve faiz ödemeleri ile daha fazla soyulurken Bakan Şimşek’in işçi ve emekçilere verdiği müjde nedir? Bakanın müjdesi “Bundan sonra ücret artışları hedeflenen enflasyona göre düzenlenecek” olmuştur. Bunun anlamını her işçi ve memur, her emekçi çok iyi bilmektedir. Bunun anlamı resmi olarak düşük açıklanan ve tutturulmayan enflasyon yoluyla işçi ve emekçilerin düşük ücret ve maaşlarla bir kez daha soyulmasıdır. Açlık ve yoksulluk bu kadar yaygınlaşırken iktidarın işçi ve emekçilere vadettiği, onları büyük sermaye ve emperyalist finans kuruluşları lehine daha fazla soymaktır.

Peki işçi ve emekçiler kendilerine biçilen bu kefeni giymek zorunda mıdır? Bugünden işçi ve emekçilerin içine girdikleri hareketlenme, iktidar ve büyük sermayenin dikensiz gül bahçesi yaratma hedeflerine rahatça ulaşamayacağını açık seçik göstermektedir. Ülkede işçi ve emekçilerin haklarını öne sürüp direnişe geçmedikleri tek bir gün bile yaşanmamaktadır. Bazen ek zam talebi, bazen yeni sözleşmeye itiraz, bazen sendikalaşma, bazen yapılan zamları protesto etme vb. amaçlarla hemen her gün bir işçi ve emekçi eylemine tanık olunmaktadır. Metal işçilerinde ise mücadele ateşi yavaş yavaş yükselmektedir. Bütün koşullar bu hareketlenmelerin daha da yükselerek ve yaygınlaşarak devam edeceğini işaret etmektedir.

Açıkça vurgulamak gerekir ki, işçi ve emekçi halkın ihtiyacı iktidarın ve büyük sermayenin OVP gibi programları değil, acil ve güncel yakıcı talepler için mücadele çağrılarıdır. Zamların durdurulması, ücret ve maaşların yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması, ekonomik bunalımın yükünün, kârları ve vurgunları emekçi halkın yoksulluğa ve açlığa sürüklenmesiyle olağanüstü artmış olan büyük sermayenin sırtına yıkılması, sendikalaşma hakkı başta olmak üzere diğer demokratik hak ve özgürlüklerin sağlanması için mücadele vb. talepler işçi ve emekçiler için birleşik ve genel bir mücadelenin yolunu açacak taleplerdir. İktidar ve çıkarlarını savunduğu büyük sermaye ülkeyi sömürü ve soygunları için dikensiz gül bahçesine çevirmek istemektedir. İşçi ve emekçilerin buna yanıtı ‘Durun biz buradayız, dikenlerimizi daha şiddetle batırdığımızı göreceksiniz, ülkenin geleceğini sizin programlarımız değil, bizim mücadelelerimiz şekillendirecektir’ olmalıdır. Bu yanıtın verileceğinden hiç kuşku duymamak gerekir. Bunun içinde olağanüstü çabalara gerek var.

              

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
CHP'li belediyelere silkeleme ve sabah dörtte operasyonlar yapılırken AKP'li Sincan Belediyesine Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 30 milyonluk bağış yapıldığı iddia edildi.

Evrensel'i Takip Et