Yerli yerinde

Fotoğraf: DHA
DÜŞMEYELİM DİYE
Yukarıya çıkan yürüyen merdivenlerden aşağı inmeye çalışıyoruz. Ne yukarıdayız, ne aşağıda. Düşmemek için dengeyi sağlamaktan başka…
TOPRAK SARSILIYOR
Ateş saçıyor zaman. Çocuklar öldürülüyor. Oynarken sokakta. Dünya yuvarlanacak. Toprak sarsılıp dururken altımızdan.
ESKİYEN GÜNLER
Her gün yeni bir gün müdür? Yinelenirken acılar. Öldürülürken insanlar. Çocuklarla kadınlar. Uçmayan kuşlar yerine. Gökyüzünde uçuşan füzelerle. Eskiyor günler…
YOKSAMA
Sayılar yansıyor/yansıtılıyor çatışmalarda yalnızca. Öldürülenleri, yaralananları rakamlara dökerek. Önceden de yaşamadıklarından. Yok sayıldıklarından.
GEÇEN YAZ
Ne kadar şendik. Kırlarda. Ağaç altında. Gölgede. Denizde. Kumsalda. Güneş altında. Yan yana. Kalabalıkla. Islık çalarak dönerken evimize. Sokakta. Geçen yaz.
DUMANLI HAVA
Güneş her günkü gibi doğar. Her günkü gibi batar. Bir aydınlık yayılır. Bir karanlık basar. Bir sabah. Bir akşam. Sürerse karanlık ne sabah kalır, ne akşam. Zifiri bir karanlık. Kan, irin kokusuyla üreyen bir duman.
KİMİ GÖRÜYORUZ
Ne öleni, öldürüleni. Ne ateş edeni, edileni. Ne yanan/yandırılan ateşi, yananı. Ne kanı akıtanı, akıtılanı. Ne küller ortasında dumandan boğulanı görüyoruz. Kendinden başka. Kimseyi.
UMUT
Önce virgül, sonra nokta. Arasında sözcükler. Ağlayan, gülen. Ayrılan, kavuşan. Üzülen, sevinen. Kitaplarda. Silinir bütün sözcükler seven/sevilenle bitince cümle.
YERLİ YERİNDE
Yüz yıllık bir ırmağın akışını durduramazsın. Yatağını değiştirmeye kalksan da. Sonunda denize ulaşır. Bizimle. Her zamanki yerinde olan denize. Değişmesiz. Yerli yerinde. Cumhuriyet.
Evrensel'i Takip Et