Filistin’de kitle siyasetinin doğuşu

Fotoğraf: Pixabay
London School of Economics’te Ortadoğu Tarihi ve Siyaseti profesörü olan John Chalcraft on sekizinci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla Ortadoğu’daki halk ayaklanmalarını değerlendirdiği kitabında Filistin siyasetini, bölgeye hakim olan toprak sahibi şehirli ayanların siyasi yükselişi ve düşüşü bağlamında değerlendirir. Buna göre 1880’lerdeki ilk siyonist yerleşim akımından itibaren köylü direnişleri başlamıştır. Hareket özgürlüğü kısıtlanan topraksız köylüler ve yarı-göçer Bedeviler 1929 protestolarının belkemiğini oluşturmuştur. Kırsaldan kentlere göçün artmasıyla 1920’lerin sonuna doğru izcilik, spor kulüpleri, kültür kurumları, birlikler, sendikalar, Gençlik Kongresi ve bir kadın derneği gibi yeni örgütlenme biçimleri doğmuştur. Nihayet 1930’ların başlarında ayanların eğitim almış çocukları kitle lideri adayları olarak siyasi partiler kurmaya başlamışlardır. 1932’de İzzet Derveze Ekrem (1888-1984) ve Ekrem Zuaytir tarafından Nablus’ta kurulan İstiklal Partisi tüm Arap ülkelerinin birliği ve bağımsızlığını, Filistin’in de bir Arap ülkesi ve Suriye’nin doğal bir parçası olduğunu savunuyordu. Parti 1919-20’de Şam’da kurulan İstiklal’in bir şubesi niteliğindeydi ve Şam’dan Kudüs’e sürgüne gelmiş olan Nebih el Azma’nın katkılarından faydalanmaktaydı. Lakin partinin ne elitlerden ne kitlelerden destek alabildiğini söylemek güç: Ayanların liderliğini elinde tutan i El-Haj Emin el-Hüseyni (1897-1974) partiye karşı mücadeleye başlarken, örgüt yoksul, eğitimsiz işçi ve köylü kitlelerine ulaşamıyor, bunları içeremiyor, harekete geçiremiyordu. Böylece partinin ifade ettiği radikal politik program ve militan tavır kentli, eğitimli genç ayanlardan öteye gidemiyordu. Chalcraft’a göre kitle seferberliğinin zayıflığı İstiklal’in 1926’de komünist Hac-Ali Abdülkadir’in kurduğu Kuzey Afrika Yıldızı’nın (Étoile Nord-Africaine) Cezayir’de oynadığı rolü oynamasını engellemiştir. Nitekim Yıldız, 1929’daki tasfiyesi, 1933’te tekrar kurulması ve 1936’da yasaklanmasına rağmen 1954-62 yılları arasında bağımsızlık savaşı verecek Cezayir Ulusal Kurtuluş Cephesinin (FLN) altyapısını sağlayabilmişti.
Chalcraft, İzzeddin el Kassam’ın (1882-1935) başını çektiği cihat hareketinin ise tamamen İstiklal’den başka bir toplumsal içeriğe sahip olduğunu öne sürüyor. El Kassam, el Afgani ve Muhammed Abduh gibi modernist İslam tefsirinin hakim olduğu el Ezher öğrencilerinden farklıydı. El Kassam’ın aktivizmi 1930’larda Filistin’de ya da Birinci Dünya Savaşı sonrası Maşrik’in parçalanmasıyla değil, daha evvel, 1911’de Trablusgarp’ın İtalya tarafından işgal edilmesiyle başladı. O vakit kuzeydoğu Suriye’de bir camide imamlık yapan el Kassam, Trablusgarp ve Sirenayka’da İtalyan askerine karşı adam ve para toplamaya başladı. Osmanlı idaresi Trablusgarp’taki savaşa katılım isteğini reddedince el Kassam topladığı parayı cami finansmanına ayırdı. Fransızların Şam vilayetini işgaliyle beraber ilk gerilla tecrübesini edindi ve nihayet Hayfa’ya sürgüne mecbur edildi. Burada da İngiliz işgali ve siyonizme karşı seferberliğe devam etti. Chalcraft’ a göre, büyüklüğü ve zenginliğini Avrupa’yla ticarete borçlu olan Hayfa’da el Kassam’ın cihat seferberliğinin ortaya çıkmasını ancak bu arka planla açıklamak mümkün. Tanca’dan İzmir’e İskenderiye’ye, benzer konumda olan hiçbir kent on dokuzuncu yüzyılda cihat çağrısına olumlu bir yanıt vermemişti. Bu şehirlerde hakim olan (ve el Ezher’in kaynağı olduğu) modernist İslam yorumu, burjuvazi-ayanın zenginliğinin Avrupa ticaretine bağımlılığı ve bilhassa bunların mülklerinin denizden ve karadan bombardımana karşı savunmasız olması elitlerin elindeki seçenekleri kısıtlamaktaydı.
El Kassam’ın seferberliğinin püf noktası kırsaldan kente göçün düğüm noktasına odaklanabilmesiydi: Kentli yoksullar. El Kassam’ın başlattığı “ilk kent temelli cihat” kent değil, kırsalı seferber etmiş bir geleneği takip etmekteydi. 1920’lerden başlayarak kent ayanlarının patronaj ağlarının dışında kalan göçmenlerin bir araya geldiği mekanlarda örgütlendi. Ticanilere mensup el Kassam tarikat örgütlenmesini politik seferberlik için işe koştu ve bunu güncelledi. Ölümüne sadakat talep eden özel bir kadro politikası, işleve uygun tasarlanmış örgütlenme yapısı ve en önemlisi İngiliz polisine sızabilecek bir istihbarat örgütü oluşturdu. Böylece 1930’lara kadar İngiliz demiryolları ve Yahudi yerleşimlere yönelik silahlı ve bombalı saldırılar gerçekleştirdi. El Kassam 1929’da gerçekleşen eylemlerin örgütsüzlüğünü tasvip etmemişti. Ancak ekim-kasım 1935’te Arap gençliğinin, partilerin, dini örgütler ve emek örgütlerinin siyonist silah ticaretine karşı gerçekleştirdiği gösteriler ve grevler sırasında El Kassamcılar cihada başlayabilmek için Cenin ve Nablus arasındaki dağlara yerleştiler. İngiliz askerlerinin düzenlediği harekatta öldürülen el Kassam derhal Filistin’de şehit ilan edildi, cenazesine binler katıldı.
15 Nisan 1936’da El Kassam’ın hayattaki takipçilerinden bir grup Nablus’ta araba ve otobüsleri durdurarak bir Yahudi yolcuyu öldürdü. İki gün sonra aşırı-sağcı bir Yahudi paramiliter grup iki Arap’ı öldürerek intikam aldı. Olayların sonunda dünyanın en uzun süren grevi (Lockman) yaşanacak, Filistin’in siyasi coğrafyası baştan sona dönüşecekti. Yirminci yüzyılın ortasına yaklaşırken Filistin de diğer Ortadoğu ülkeleri gibi büyük bir toplumsal dönüşümün siyasi etkilerini hissetmekteydi: İki yüzyıldır kente ve kırsala hakim olan ayanların düşüşü.
Chalcraft, John. 2016. Popular Politics in the Making of the Modern Middle East. Cambridge: Cambridge University Press.
Evrensel'i Takip Et