1936 genel grevi ve taksim

Batı Şeria’daki İsrail duvarı | Fotoğraf: Justin McIntosh CC BY 2.0
1936-39 arasındaki ayaklanma Filistin ve Ortadoğu tarihinin dönüm noktalarından biridir. Mart 1936’da Suriye’deki elli gün süren genel grevi model alan bu toplumsal seferberlik tıpkı Suriye’deki gibi manda yönetiminden bağımsızlaşmayı amaçlamaktaydı. 1920’ler boyunca diplomasi izleyen ayan önderliğini hazırlıksız yakalayan protesto hareketi, 1930’lardan itibaren sadece Filistin değil Ortadoğu genelinde yeni bir kitle siyaseti devrinin başladığını gösteriyordu. Nitekim, grev ve protesto dalgası Arapça konuşan farklı coğrafyaları birbirine bağlamaktaydı. Bu bağlantılardan başlıcası 1936-39 Arap Ayaklanması’nın temel hedeflerinden biri olan Kerkük-Hayfa petrol boru hattıydı. Ağustos 1936’da Hayfa rafinerisinde, limanda, demir yolunda ve Bayındırlık Bakanlığındaki grev örgütleme girişimi İngilizlerin Yahudi işçileri çalıştırmasıyla yenilgiye uğratılmıştı. Britanya petrol boru hattını ve Hayfa-Lod demir yolunu koruyabilmek için silahlı Yahudi yerleşimcilerden oluşan bir kuvvet oluşturdu. Bu kuvvet daha sonra yerleşimcilerin silahlı kuvvetinin bel kemiği olacaktı (Mitchell 2011: 104).
1936 eylülünde İngilizler yirmi binden fazla askeri Filistin’e yerleştirmişti. Britanya hükümeti ayaklanmanın nedenlerini araştırmak ve siyasi önerileri geliştirmek için bir kraliyet komisyonu atadı. Muhafazakar Siyasetçi ve Hindistan’dan Sorumlu Eski Devlet Bakanı Robert Peel başkanlığındaki komisyon Kasım’da Filistin’e vardı ve işe koyuldu. Arap, siyonist ve İngiliz elitleriyle görüşmeler yapan komisyon, 1937’de dört yüz sayfalık bir raporla hükümete siyasi çözüm formülü önerdi: Filistin’in iki farklı Arap ve Yahudi devlet arasında taksim edilmesi. Fikir yeni değildi; 1919’dan beri Chaim Weizmann’ın dahil olduğu siyonist çevrelerde hem diğer siyonistlere hem İngilizlere yönelik savunulmaktaydı. Weizmann taksimi hem Sürekli Manda Komisyonu başkanıyla hem de 1933’te Mussolini’yle tartışmıştı. 1935’te Londra’daki Filistin Bilgi Merkezi Başkanı Beatrice Erskine “Arapların Filistini” adlı kitabında kantonlaştırma planını ele almış, aynı yıl eski bir Filistin Manda Yöneticisi Archer Cust Sömürgeler Bakanlığına benzer bir fikri savunan bir rapor yazmıştı. 1926-45 arasında Kudüs valiliği yapan Edward Keith-Roach’un Arap mülkiyeti ve medeni haklarının vicdana sığmayan bir tecavüzü olarak nitelendirdiği taksim yaklaşımı, yerel sömürge idarecisinin itirazına rağmen kabul görmeye başlamıştı bile (Robson 2017: 112-114).
Peel Komisyonunun hiçbir üyesinin Filistin’e dair bir tecrübesi yoktu. Taksim fikrinin mimarı Reginald Coupland Oxford’da sömürge tarihi profesörüydü. Harold Morris iş uzlaşmazlıklarını çözüme bağlayan sanayi mahkemesinin başkanı olan bir yargıçtı. Morris Carter Kenya’daki toprak komisyonuna başkanlık etmiş eski Tanganyika yüksek yargıcıydı ve toprağın yerli Afrikalılardan alınıp Avrupalı yerleşimcilere tahsis edilmesine öncülük etmişti. Carter, komisyonun diğer bir üyesi Laurie Hammond’la beraber bir önceki sene Hindistan komisyonunda çalışmıştı. Horace Rumbold ise daha önce Mütareke İstanbul’unda yüksek komiserlik yapmış, Lozan Anlaşması’nı imzalamış ve son olarak Berlin büyükelçiliği yapmış bir diplomattı. Bronz Çağı tarihine atıfla başlayan komisyon raporunda taksimin tek çare olduğu vurgulanıyor, Türkiye ve Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi bir model olarak övülüyordu. Rapora göre bu son örneğin de gösterdiği gibi azınlıkların varlığı homojen etno-milli birimler için bir istikrarsızlık nedeniydi. Bu bağlamda rapor Filistin’den bahsederken Arap ve Yahudi “ırklarına” atıf yapar. Robson’a göre Filistin siyasetinin iki ırk arasında sıfır toplamlı bir oyun olarak kurulması Birinci Dünya Savaşı sonrası azınlık rejimine dair temel bir meseleyi gündeme taşımaktadır: “Eğer azınlıklar özünde milli siyasi birimler olarak tanımlanacaksa, kendi kaderini tayin hakkı asimilasyon ilkesiyle beraber var olamazdı. Şimdi komisyon ‘azınlığın’ -burada ilk defa bu terimi bir yerleşimci topluma uygulayarak- temsili değil, ancak temsili olmayan bir hükümete asimile olabileceğini öne sürmekteydi.” (Robson 2017: 117) Nitekim, komisyona göre ancak etnik olarak yeterli derecede homojen bir nüfusta temsili hükümet başarıyla işleyebilirdi. Robson, Komisyonun taksim önerisinin sanki yeni ve radikal bir çözümmüş gibi sunulduğuna; ancak esasında Britanya, Fransa ve Milletler Cemiyetinin zaten uygulamakta olduğu nüfus transferi politikalarının varsayımlarını uyguladığına dikkat çekiyor.
Ne var ki Peel Komisyonunun ömrü fazla olmayacaktı. 1937’de taksim ve mandanın ilgası politikasını benimseyen Britanya İmparatorluğu 1939’da Beyaz Belge’de (White Paper) taksim ve Filistin’de bir Yahudi vatanı yaratma fikirlerinden cayacak, on yıl içinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulacağını ilan edecekti. Böylece 1917’deki Balfour Beyannamesi’nden beri siyonistler ve Britanya imparatorluk idaresi arasında kurulmuş olan ittifak son bulacaktı. Almanya’ya karşı savaşa hazırlanan Britanya’nın Irak, Ürdün ve Mısır’da desteğe ihtiyacı vardı. Ancak Chalcraft’a göre Beyaz Belge Arap elitlerine yönelik boş vaatlerden ibaretti. 1936-39 arasında İngilizler kırda ve kentte toplumsal hareketi bastırırken, manda yönetimine direniş hazırlığı yapmakta olan siyonistlerle ilişkileri devam ettirmişlerdi. Chalcraft, bu nedenle Filistin’de -Suriye ve Irak’tan farklı olarak- İngiliz yöneticiler ve Arap halk arasında aracılık işlevi gören yeni bir siyasi alanın oluşmadığını öne sürüyor. Bu ortamda Arap elitler Almanya’yla iş birliği yolu ararken, siyonizm de Jabotinsky’nin Demir Duvar tezine dayanan ve Filistinlileri barbar teröristler olarak kodlayan revizyonist bir yoruma doğru kaymaktaydı. Chalcraft’a göre 1936-39’un etkisi çok sınırlı kalmıştı ve 1948’e giden yol belirmişti.
-Chalcraft, John. 2016. Popular Politics in the Making of the Modern Middle East. Cambridge: Cambridge University Press.
-Mitchell, Timothy. 2011. Carbon Democracy: Political Power in the Age of Oil. New York: Verso.
-Robson, Laura. 2017. States of Separation: Transfer, Partition, and the Making of the Modern Middle East. Oakland: University of California Press.
Evrensel'i Takip Et