Suudi Arabistan'da emek hareketi

Fotoğraf: Pixabay
Suudi Arabistan’daki Süper Kupa hadisesi bir kez daha Ortadoğu’ya ve Araplara dair basmakalıp söylemlerin dolaşıma girmesine vesile oldu. Türkiye kamuoyu Ortadoğu’ya dair tepkisel refleksler ve askeri projeksiyonlar dışında bilgi işleyemiyor. Bölgenin dersler dolu emek tarihi, sosyalist mücadele tarihi tamamen yok sayılıp, bölge siyaseti basmakalıp medeniyet/kültür/etnisite/ırk kategorileriyle açıklanıyor. Halbuki yirminci yüzyılda bölgede ciddi toplumsal seferberlikleri başarmış olan sosyalist, komünist hareketlerin başarıları ve yenilgileri sadece Türkiye değil, tüm dünya solu açısından önem taşıyor. Bu tarihi bilgiler olmadan ne Ortadoğu’daki çatışmalara dair barış siyaseti geliştirmek, ne de tam anlamıyla enternasyonalist bir sol/sosyalist cephe inşa edebilmek mümkün değil. Geldiğimiz nokta da ise enternasyonal emek hareketinin gerilemesinin sadece dikta rejimleri değil, aynı zamanda savaş anlamına geldiği apaçık ortada. Bu bağlamda zaman buldukça Ortadoğu emek ve sosyalist mücadele tarihine dair hikayeler paylaşacağım. Bu hafta maç krizi vesilesiyle Suudi Arabistan’dan bahsedelim.
John Chalcraft’e göre Suudi Arabistan uzun yıllara yayılan bir silahlı mücadelenin sürdüğü Güney Yemen ve Umman’dan ve cumhuriyetçi bir darbenin yaşandığı Kuzey Yemen’den ayrışır. Suudi Arabistan’da Bahreyn ve Kuveyt’teki gibi kulüpler, yeraltı partileri, basın, sendikal örgütlenme ve bunlarla beraber gelen kırılgan medeni haklar ve temsili kurumlar da gelişmemiştir. Lakin, henüz gelişemeden bastırılmalarına rağmen Hicaz’da cumhuriyetçi, liberal, sol ve emek hareketleri çeşitli biçimlerde varolagelmiştir. Nitekim Hicaz’da Suudi hanedanına muhalefet 1932’de kurulan Suudi Krallığından evvel başlamıştır. Öncelikle Hicaz’ın geleneksel hanedanının Birinci Dünya Savaşı sonrasında Irak ve Ürdün’e yollanan Haşimi ailesi olduğu unutulmamalı. 1969’daki bir İngiliz güvenlik belgesinin de belirttiği gibi eğitimli Hicazlılar, kaba Necidli istilacılarından nefret etmekteydi. Bunlar 1930’lardan itibaren Maşrik ve Mısır’da yüksek öğrenim görmüş ve Panarabizm ve modernist reform düşüncelerle tanışmıştı. 1958-60 arasında Mısırlı ve Hicazlı entelijansiya Suudi krallığındaki basına ve muhalif örgütlere hakimdi ve açıkça rejime karşı milliyetçi düşünceleri yaymaktaydı. 1952’te Muhammed Necib’le beraber kralı deviren Cemal Abdünnasır’ın Kahire’den yayın yapan radyosu (bugün Aljazeera’ya benzer bir şekilde) tüm Arap dünyası gibi Suudi Arabistan’da da ilgiyle takip edilmekteydi.
Hicaz dışında ikinci muhalif bölge Basra Körfezi kıyısında, Şii nüfusun ağırlıkta olduğu el-Ahsa vahasıydı. Bu bölge hem tarımda çalışan yoksul köylülük hem de kıyı kentlerinde petrol rafinerilerinde çalışan işçilerin yaşadığı bir bölgeydi. El-Ahsalı işçiler, Basralı, Bahreynli ve Filistinli işçilerle beraber rafineri ve Dammam-Riyad inşaatlarında çalışmaktaydı. Amerikan-Suudi petrol şirketi Aramco 1950’lerin başında 20 bin 400 kişiyi çalıştırmaktaydı ve bunların üç bini Suudi Arabistan dışındaki Arap dünyası, Akdeniz ve Afrika’dan gelmekteydi. Özellikle İngilizce’ye hakim Filistinli göçmenler Aramco tarafından tercih edilmekteydi. 1945 haziran-temmuz aylarından itibaren Aramco işçileri seferber olmaya başladı. Mart 1953’te başlayan ve haziran 1956’ya kadar devam eden seferberlik Suudi tarihindeki en önemli emek hareketiydi. Chalcraft işçi taleplerini şöyle sıralıyor: Ücretler, çalışma koşulları, Amerikalı işçilerle eşitlik, yaşam koşulları, işçi temsilcileri seçme hakkı, Şiilere karşı ayrımcılığa son verilmesi, petrol gelirlerinin daha adil bölüşümü ve Zahran’daki Amerikan üssünün kapatılması. Chalcraft’a göre “Bu talepler toplumsal ve ekonomik meseleleri Amerikan yeni sömürgeciliğine karşı milliyetçi ve Panarabist siyasetle harmanlamaktaydı” (2016: 355). 1953 seferberliğine öncülük edenler Beyrut’taki Amerikan Üniversitesinde eğitim görmüş Suudi vatandaşlarıydı ve 1949-51 yıllarında bu kentte kurulmuş Arap Milliyetçileri Hareketi (MAN) adlı örgütün yayımlarından etkilenmişti. Ancak Arap milliyetçiliği ve Nasırcılığın yanında komünizm de belirli bir etkinlik düzeyine ulaşmıştı. Chalcraft, Robert Vitalis’in çalışmalarına dayanarak el-Hober şehrinin caddelerinde dağıtılan ve başlığında orak-çekiç taşıyan bir bildirinin işçi demokrasisine çağrı yaptığına ve gerici kraliyet ailesinin ve Cadillac günlerinin sonunun geldiğini ilan ettiğine dikkat çekiyor.
Suudi hanedanına muhalefetin üçüncü merkezi ise kara ve hava kuvvetleriydi. Hür Subaylar 1955’te bir darbe girişiminde, 1966 ve 1967 sabotaj eylemlerinde ve bir dizi suikast girişiminde bulunmuştu. 1969’da ise ciddi bir darbe girişimi daha yaşandı. Chalcraft’e göre bu darbe hareketleri özellikle Nasırcılık etkisindeydi. 1966’daki bombalamaları üslenen Arab Yarımadası Halk Birliği tüm yarımadayı kapsayan bir cumhuriyet rejimini ve sosyalizm, özgürlük, birlik ve demokrasi hedeflerini savunmaktaydı.
Yirminci yüzyılda Suudi Arabistan’daki toplumsal siyaset bölgedeki diğer ülkelere göre daha düşük bir profil kaydetse de milliyetçilik, Panarabizm, Arap sosyalizmi ve komünizm arasındaki tüm çelişkileri barındıran bir nitelik arz ediyor. Bu hareketlerin nasıl yükseldiği, neden düşüşe geçtiği ve en önemlisi Ortadoğu’daki sosyalist, komünist hareketlere ne olduğu sorusu bugünkü siyaseti anlamak için önemli ipuçları barındırıyor. Hint Okyanusu’ndan Atlantik Okyanusu’na uzanan bu büyük coğrafyadaki sınıf hareketlerini, halk mücadelelerini, siyasi çatışmaları Araplık, din ve sair tarih-dışı kavramların içinde değerlendirip yok saymak, göz ardı etmek sol açısından kabul edilebilir bir tavır değildir. Gerçek bir enternasyonalizm, etkili bir işçi mücadelesi ancak sınıfın tüm dünyadaki tarihsel hafızasını, mücadele derslerini geleceğe taşıyabilmekle mümkündür.
Chalcraft, John. 2016. Popular Politics in the Making of the Modern Middle East. Cambridge: Cambridge University Press.
Evrensel'i Takip Et