15 Haziran 2024

G7‘nin son uyumlu zirvesi mi?

Fotoğraf: Valeria Ferraro/AA

13-14 Haziran’da İtalya’nın dönem başkanlığında Adriya denizi kıyısında bulunan tatil köyü Borgo Egnazia’daki lüks bir otelde bir araya gelen ve İtalya, ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İngiltere ve Japonya’dan oluşan G7 grubunun liderleri oldukça uyumlu görünmeye çalıştılar. Genel olarak “Batı ittifakı” olarak tanımlanan bu ülkeler grubunun savaş, silahlanma, yoksulluk, küresel ısınma gibi temel sorunların baş sorumlusu olduğu açık.

G7 zirvesine katılan ülkelerin liderlerinin birçoğu önceki döneme kıyasla siyaseten zayıflayarak katıldılar. ABD Başkanı Joe Biden ilerleyen yaşı nedeniyle konsantrasyon sorunu ve diğer liderlerle aynı kareye girmekte zorlanırken, kasım ayında yapılacak seçimler akıbetini belirleyecek. Sandıktan Donald Trump’ın çıkması durumunda bunun G7’nin son “uyum içinde geçen zirvesi” olacağı yönünde yorumlar yapılıyor. Zira, Trump’ın başta Ukrayna olmak üzere birçok konuda diğer ülkelerin liderlerinden farklı hareket edeceği ifade ediliyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra siyaseten zayıflayarak zirveye katıldılar. Macron gücünü artırmak için Ulusal Meclisi feshederek erken seçim çağrısında bulunurken,  Scholz ülkesine epey güç kaybetmiş görünüyor. Önümüzdeki yıl Almanya’da yapılacak genel seçimlerden sonra Scholz’un başbakanlıktan olma olasılığı çok yüksek. Keza İngiltere Başbakanı Rushi Sunak da erken seçim çağrısında bulundu ve İşçi Partisi’nin seçimleri bu sefer kazanma olasılığı yüksek görünüyor.

Dolayısıyla G7 zirvesinde katılan yedi liderden dördünün eli önemli kararlar alma konusunda oldukça zayıf görünüyor. Bunlara AB adına toplayan Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’i de eklemek gerekiyor. Zira onların konumlarını koruyup korumayacağı yeni Avrupa Parlamentosundaki çoğunluğa bağlı.

Kanada ve Japonya liderleri konumlarını korumaya devam ederken, ev sahibi İtalya’nın faşist lideri Giorgia Meloni kendisinden emin, güçlü bir şekilde zirveye katıldı. Daha önce faşistliği nedeniyle çok fazla ilgi görmeyen Meloni, bu sefer AP seçimlerinde elde ettiği başarının da etkisiyle adeta el üstünde tutuldu. Bunda ev sahibi olmasının da rolü bulunuyordu.

SAVAŞA DESTEĞE DEVAM

Zirveye katılan liderlerin çoğu bugün İsviçre’de başlayan “Ukrayna Barış Konferansı”na da katılırken, savaşın bitirilmesinde dair hiçbir mesaj vermediler. Tersine savaşın sürmesi için Ukrayna ile ABD arasında özel güvenlik anlaşması imzalanırken, Ukrayna’ya 50 milyar dolar ek kredi ve Rusya’ya yeni yaptırım kararları alındı. Yine Batı tarafından dondurulan Rus parasından elde edilen faizlerin Ukrayna’ya verilmesi de kararlaştırıldı.

Dolayısıyla, Batı’nın gündeminde Rusya ile müzakerenin olmadığı Borgo Egnazia’deki bu zirvede de görüldü. Bu nedenle İsviçre’de sarf edilecek sözlerin hiçbir öneminin olmayacağının da mesajı önceden verilmiş oldu. Zirveye davet edilen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de Batı’nın askeri ve ekonomik desteğinin devam etmesi durumunda savaşmaya devam edeceklerini gösterdi. Ancak, ABD’deki seçimleri Trump’un kazanması ve Ocak 2025’te başkanlık koltuğuna oturması durumunda Ukrayna’ya askeri ve ekonomik yardımları keseceği bugünden dile getiriliyor. Zelenskiy de diğer liderler de bunun farkında. Bugünkü koşullarda savaşa devam mesajı veren Zelenkiy, Putin ile müzakere için aynı masaya oturmak zorunda kalabilir.

Gelişmeler siyaseten zayıflayan G7 ülkelerinin liderlerine uyum içinde görünmekten başka seçenek bırakmıyor. Zira, “karşı taraf” olarak görünen Rusya ve Çin kendisinden emin, geri adım atmaya niyetli değil. G7 grubu Ukrayna’ya desteğini tazelenirken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ukrayna’ya masaya oturma şartlarını ilan etti. Şartların başında Ukrayna’nın mevcut toprak kaybını kabul etmesini ve NATO’ya üyelikten vazgeçmesini içeriyor. İlerleyen süreçte Putin kimi noktalarda esnese de NATO üyeliği ve Kırım konusunda yeşil ışık yakmayacak gibi görünüyor.

G7 KARŞITI PROTESTO HAREKETİ ZAYIFLADI

Daha önce G7 zirvelerine karşı yüzbinlerce işçi ve emekçi, genç sokağa çıkarken bu yıl protestolara katılım düşük oldu. Junge Welt gazetesinde yer alan habere göre, G7 devlet başkanlarının birkaç kilometre uzakta, Schwaben'deki Brindisi Şatosu'nda düzenledikleri lüks akşam yemeğine karşı yüzlerce insan Brindisi kentinin merkezindeki Piazza della Vittoria meydanında toplandı. "No G7 Inisiyatifi" tarafından düzenlenen "Yoksullar için akşam yemeği" etkinliği dolayısıyla açıklama yapan organizatörler "Akşam yemeğimize, daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna inanan herkesi davet ediyoruz. Dünyayı savaşlar ve iklim kriziyle aç bırakanlar, Brindisi'de hoş gelmedi” dediler.

Perşembe gününe kadar yaklaşık 200 İtalyan ve uluslararası aktivistin toplandığı Lecce yakınlarındaki kampta da etkinlikler düzenlendi. "Debt for Climate" adlı bir grup, Brindisi'ye üç metrelik tahta bir Truva atıyla bu protesto kampından yola çıktı. Aktivistler, bu atla G7'nin görünen ve gerçek yüzü arasındaki çelişkiyi göstermek istedi.

Ancak daha yolculuğun başında, aktivistler polis tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden 80 dakikadan fazla süre boyunca kontrol edilip alıkonuldular.

Zirveye karşı en büyük gösteri, bu cumartesi günü lüks tatil köyü Borgo Egnazia'ya yakın Fasano kasabasında planlanıyor. Gösteriye, "Debt for Climate" aktivistlerinin tahta Truva atı öncülük edecek.

20-22 Temmuz 2001 yılında İtalya'nın Cenova kentinde düzenlene karşı yüzbinlerce insan sokağa çıkmıştı. Zirve sırasında, polisle protestocular arasında çıkan çatışmalarda Carlo Giuliani adlı bir protestocu polis tarafından vurularak öldürülmüştü. Bu olay, zirveye yönelik tepkileri daha da artırdı ve zirve boyunca devam eden geniş çaplı protestolara yol açtı.

Evrensel'i Takip Et