22 Aralık 2024

Gündem dayatmasına karşı siyaset

Fotoğraf: Arda Küçükkaya/AA

Suriye’de yaşanan gelişmeler, son yıllarda Türkiye siyasetine yön veren dinamikleri, uluslararası ittifakları, siyasal aktörleri ve rıza üretme mekanizmalarını derinden sarsıyor.

MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Şam’ı ziyareti ve Emevi Camii'nde namaz kılması, henüz Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) Lideri Ahmed el-Şara’nın (Golani) başına konan 10 milyon dolarlık ödülün kaldırıldığının ABD’nin Şam’a gönderdiği Üst Düzey Temsilci Barbara Leaf tarafından açıklanmasından önce Hakan Fidan’ın El Cezire televizyonuna verdiği demeçte HTŞ’nin terör listesinden çıkarılma zamanının geldiğini söylemesi, el-Şara’nın kendisiyle kapsamlı bir röportaj yapan Yasin Aktay’a yaşanan zaferin Türkiye halkının da zaferi olduğunu ifade etmesi, Yaşar Güler’in 20 Aralık’ta TBMM’de Türkiye’nin Suriyelilerin geri dönüşü için iki aşamalı bir plan öngördüğünü ifade etmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye, Türkiye’den daha büyüktür. Millet olarak ufkumuzu 782 bin kilometrekare ile sınırlandıramayız” cümlesi ve D-8 zirvesi için gittiği Mısır dönüşünde uçakta gazetecilere Hakan Fidan’ın yakında Suriye’ye gidip yeniden yapılanma sürecinde aktif rol alacağını açıklaması Suriye’nin siyasal geleceğinin şekillenişinde Erdoğan yönetiminin etkin bir rol almayı arzu ettiğini gösteriyor.

Öte yandan Erdoğan rejiminin ittifak politikalarında da önemli değişiklikler yaşanıyor. Türkiye, ABD ve Arap Birliği ülkelerinden üst düzey diplomatlar, Suriye'ye ilişkin ilk uluslararası toplantı için Ürdün’de toplandığında, zirveye davetli ülkeler arasında Rusya ve İran yoktu. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye’yi ziyaretinde Türkiye’nin Suriye’de ve bölgede istikrarın sağlanmasında kilit öneme sahip olduğunu vurguladıktan sonra Türkiye’ye Suriyeli sığınmacılar için 1 milyar avro daha ödeneceğini belirtti. Donald Trump, Florida’daki konutunda gazetecilere yaptığı açıklamada HTŞ’nin Suriye’yi ele geçirmesini Türkiye'nin organize ettiğini ifade ettikten sonra bundan rahatsızlık duymadığını belirtti. Tüm bunlar Erdoğan rejiminin çok seçenekli politikalarının yerini Batı emperyalizmine ve İsrail’e daha yakınlaşmış yeni bir çizgiye bıraktığını gösteriyor.

Erdoğan rejimi sürecin kendi kontrolünde ve arzu ettiği yönde geliştiği duygusunu yaratmaya gayret ediyor. Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği 12 yılın ardından yıldırım hızıyla, 14 Aralık’ta faaliyete geçirildi. İktidar yanlısı medya Türkiye’den Suriye’ye yığınlar halinde bir dönüş olduğu izlenimi vermek için yoğun çaba içinde. Wall Street Journal gazetesi, Türkiye ve desteklediği güçlerin Suriye sınırına yığınak yaptığını ve YPG/SDG kontrolündeki bölgelere geniş çaplı bir harekat hazırlığında olduğunu belirtti. Aynı gazetenin haberine göre Suriyeli Kürtlerin temsilcilerinden İlham Ahmed, Donald Trump'a mektup yazarak böyle bir harekatın düzenlenmemesi için desteğini istedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, medya organlarının Ankara temsilcileri ile yaptığı toplantıda Suriye’nin yeni yönetiminin talep etmesi durumunda askeri desteğe hazır olduklarını belirtti.

* * *

Suriye’de Esad rejiminin çöküşü sonrasında Erdoğan yönetiminin güç gösterisi ve bölgesel hegemonya iddiası tüm yoğunluğuyla yaşanırken, Türkiye’de halkın gündemi ‘yoksulluk’ kavramı çevresinde oluşuyor. Rejimin acizliği ile giderek artan ve kelimelerin tanımlamakta kifayetsiz kaldığı yoksulluk, halkın gündeminin ilk ve belki de tek maddesi.

DİSK-AR’ın hazırladığı ‘asgari ücret araştırması raporu’na göre, asgari ücretlinin 2024 yılındaki alım gücü kaybı 54 bin 712 lira oldu. Yapılan hesaplamaya göre son beş yılda yoksulluk sınırı yüzde 975 yükselirken, asgari ücret sadece yüzde 741 arttı. Tarım sektöründe üretici maliyetleri kasımdaki yüzde 8.88 artışla son üç yılın en yüksek seviyesini gördü. Maliyetler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46.91 yükseldi.

Ekonomik çöküntünün etkisi emekçilerin dünyasıyla sınırlı değil. Verilen onca yatırım ve vergi desteğine rağmen sermaye kesiminden gelen sinyaller de çöküntünün derinliğini gösteriyor. Otomotiv Sanayii Derneği verisine göre, ocak-kasım 2024 döneminde üretim sayıları otomobillerde yüzde 6, ticari araçlarda yüzde 12 geriledi. İstanbul Menkul Kıymetler Borsasındaki en büyük 100 şirketin 30 Eylül itibarıyla açıklanan bilanço verisine göre 19 sektörden dokuzunda kâr artışı gözlenirken, dokuzu kâr kaybı yaşadı ve bir sektör zarar etti. Borsa İstanbul sanayi endeksinde yer alan 233 şirketin net kârı, 2024’ün ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 69.9 oranında geriledi. Burada bahsi geçen tablonun ekonomi dünyasının seçkin şirketlerinden gelen veriye dayandığının altı çizilmeli.

* * *

Bunlar olurken adeta bir gündemler savaşı yaşanıyor. İktidarın propaganda aygıtı tüm gücüyle Suriye’deki gelişmeleri, halkın tahammül sınırlarını çoktan aşan sefaletini örtmek, gündemi değiştirmek için kullanıyor. Hegemonya arayışı Ortadoğu coğrafyasındaki şehirlere Türk plakası önerilmesi ya da Hakan Fidan’ın muhalefet vekillerini ‘üçüncü dünyacılık’la suçlamasıyla sınırlı değil.

Otoriter uygulamalarla iktidarın tercih ettiği gündemin yolu açılıyor. Gazeteci Nevşin Mengü, PYD Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim ile yaptığı röportajdan dolayı gözaltına alındı ve adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı. Birleşik Metal-İş Sendikasının, kendilerine yapılan yüzde 40 oranındaki zam teklifine karşı almış olduğu grev kararı, milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelendi. Gazeteci Özlem Gürses kendisine ait YouTube kanalındaki canlı yayında yaptığı yorum nedeniyle ve “Devletin kurum ve organlarını aşağılama” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”la suçlanarak gözaltına alındı.

Dışarıda bir güç gösterisi yaşanırken içeride yoksulluk ve kamu hizmet kalitesindeki gerileme Erdoğan rejiminin acizliğini görünür kılıyor. Bu asimetrik ilişki çerçevesinde baskı aygıtının rolü artıyor. Asıl meselenin ‘başarı öyküsü imalatı’ olmayıp, içeride ve dışarıda halkların barış içinde yaşaması, refahı ve özgürlüğü olduğunu vurgulamaktan vazgeçmemek gerekiyor.

* * *

Hüsnü Öndül’ü kaybettik. İnsan hakları mücadelesine olan muazzam katkısını uzaktan takdir ederdim. KHK’lerle işinden edilen Barış Akademisyenlerine desteğini bizzat tecrübe etme şansına sahip oldum. Hak ihlallerini, dava süreçlerini sabırla dinler, başka dönemlerden örnekler vererek zihin açıcı önerilerde bulunurdu. Zarif ve hep mütevazıydı. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Yağma iklimi

Yağma iklimi

Enerji şirketlerinin patronlarının bizzat yönetimine girdiği Saray iktidarı, “iklim değişikliğiyle mücadele” adı altında sermayeye yeni kaynak aktarma hazırlığında. İktidarın Meclise getirdiği tasarıya göre karbon emisyonu ticareti sistemi kurulacak, “atmosferi kirletme hakkı” alınıp satılan bir mala dönüşecek. Sistem karbon ticareti zenginleri yaratırken, halka zehir kalacak.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Erdoğan: Dünya bir imtihan yeridir, ekonomik zorluklar gelip geçer.

Evrensel'i Takip Et