Dünya derbisiymiş!

Fotoğraf: AA
Medyanın “dünya derbisi”, “dev derbi” gibi etiketlerle çığırtkanlığını yapıp pazarlamaya çalıştığı ve şampiyonluk adayı iki takımın karşı karşıya geldiği maç kalite anlamda vasatın bile çok altında kalırken, teknik direktörlerin karşılaşma sonrasındaki açıklamaları da en az sahadaki oyun kadar seviyesizdi.
Aslında beklentiyi yükselten medya ve sosyal medya. Yoksa iki takım bugüne kadar ne oynadı ki, derbide bundan farklı ne oynasın? Zaten haftalar öncesinden başlanan kışkırtmalarla, göndermelerle, suçlamalarla gerilim maç günü zirveye tırmandırılmış oluyor. Böyle gergin bir ortamda oynanan maç ne kadar kaliteli olabilir ki?
İki takımın da sahaya, öncelikle kaybetmemeyi, dolayısıyla oynamaktan çok oynatmamayı hedefleyen oyun anlayışıyla çıkması maçı alabildiğine kısırlaştırdı. Maç boyunca Galatasaray 1, Fenerbahçe ise 3 isabetli şut atabildi. Kaleyi bulan bu toplam 4 şutun hiçbirisinde organize atak payı yoktu.
Risk almaktan korkan bu yüzden de hücum bölgesinde çoğalamayan iki takımın da rakip sahada üst üste beş pas yapamadığı, dolayısıyla hiçbir organize atağın gerçekleştirilemediği, gol umudunun karambollere ve duran toplara bağlandığı, ağırlıklı olarak itiş kakış şeklinde geçen ve tam 35 faulle oyunun sürekli kesintiye uğradığı berbat bir karşılaşma…
Böyle bir maçın ardından teknik direktörlerin biraz olsun utanıp susmaları gerekirken berbat futbollarına bahane uydurma çabasına girişmesi çok zavallıca. Utanmak bir yana üstüne bir de büyük bir pişkinlikle birbirlerine laf sokmaya çalışarak seviyesizlikte yeni ufuklara yelken açtılar.
Okan Buruk, maçı 1 isabetli şut ve korner kullanmadan tamamlamalarının hesabını vereceği yerde hakemi ve Mourinho’yu diline doluyor. Ergence bir üslupla Mourinho’nun sürekli ağladığını söylüyor. Dikkatleri, takımının aylardır ite kaka yol aldığı (Avrupa’da ise erkenden yolun sonu geldi) gerçeğinden kaçırmanın en iyi yolunun konuyu oyun dışına taşımak olduğunu biliyor tabii.
Slovenyalı Hakem Slavko Vincic’ten de hiç memnun olmadığını söylüyor. Hatta daha ileri gidiyor hayatında hiçbir derbide bu kadar kötü bir hakem yönetimi görmediğini vurguluyor. Derbiyi izleyen milyonlarca kişiden, Okan Buruk’un bu düşüncesini paylaşan tek bir kişi bile çıkmaz herhalde. Birkaç hatalı karar verse de -ki bu son derece doğal- Vincic’in iyi bir maç yönettiği konusunda herkes hemfikir. Okan Buruk kafasını itirazla bozduğu, itiraz etmeyi bir refleks haline getirdiği için olsa gerek hakemin nasıl maç yönettiğini pek fark edememiş anlaşılan…
Vincic’in oyunu gereksiz yere durdurduğundan yakınıyor Buruk. Hakem sanki keyfinden durduruyor oyunu. “Hakem karşılaşmayı çok fazla durdurduğu için bir türlü oyun kuramadık” bahanesine sarılmaya çalışıyor gibiydi. Maçı tek şutla ve korner atmadan tamamlamış bir takımın teknik direktörü için gülünç bir bahane olurdu bu.
Mourinho da maç sonunda, sık sık yaptığı gibi zibidice laflar etmekten geri durmadı.
Vincic’i çok iyi maç yönettiği için kutladığını söylerken, maçın dördüncü hakemi olan Kadir Sağlam’a da, “Maçı siz yönetseydiniz bugün burada felaket olurdu” dediğini aktardı.
Türkiye’deki futbol ortamını “orman”, “sirk” gibi kelimelerle anlatmakla yetinmedi, rakip yedek kulübesindekiler için de “Maymun gibi zıpladılar” ifadesini kullandı.
Her hafta ettiği laflarla küstahlıkta sınır tanımadığını gösteriyor Mourinho.
Sanki kendi takımı çok iyi oynamış gibi Galatasaray’ın oyununu aşağılıyor. “Rakibimiz maç boyunca kalemize sadece bir isabetli şut atabildi” diyor. Kendi takımının da maçı bireysel girişim ürünü üç şutla tamamladığını unutmuşa benziyor. Hem madem Galatasaray o kadar etkisiz ve zayıf kaldı, yenseydin ya o zaman. Etkisiz oyun sergileyen bir rakibi yenememenin hesabını vereceği yerde o da konuyu bulandırmaya çalışıyor. Rakibini aşağılarken aslında kendi zayıflığını ortaya koyduğunu algılayamayacak kadar egosunun ve kibrinin esiri bir tip…
Bu arada, Mourinho’nun “maymunlu” ifadesinin yarattığı tartışmayla, fanatizmin insanları nasıl ahmaklaştırdığına tanıklık ettik bir kez daha.
Fenerbahçeli fanatikler, “maymun iştahlı” sıfatını ve “üç maymunu oynamak” gibi deyimi örnek vererek akıllarınca Mourinho’nun “maymun gibi zıpladılar” lafını kabul edilebilir sınırlara çekmeye çalışırken, Galatasaraylı fanatikler de ırkçılık yapmakla suçladıkları Mourinho’ya “Portekiz çingenesi” yakıştırmasıyla yani düpedüz ırkçılık yaparak saldırdılar…
Şuursuzluk, cehalet ve fanatizmle tartışma argümanları da böyle laflar oluyor işte…
Evrensel'i Takip Et