Söz acıda sınandı

Fotoğraf: Pixabay

DİĞER YAZILARI

Yazımın başlığı Şair, Gazeteci, Yazar Ahmet Oktay Börtecene’nin şiirinden alınma. TRT Haber Merkezinde iki dönem Ahmet Oktay’la birlikte çalışma olanağını yakaladım. İlkinde Ankara'dan İstanbul’a gelmiş TRT’nin ağır abilerinden biriydi. Yolumuzun kesiştiği ikinci tarih ise 1978’li yıllara rastlar Ahmet Oktay Haber Müdürü ben de Haber Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmiştik. Doğrusu dağarında edebiyat ta bulunan Şair Ahmet Oktay’ı yakından tanımak benim için keyifli bir habercilik serüveninin önünü açmıştı. Aramızdan ayrılalı dokuz yıl olmuş. Şiirleri, bana imzaladığı kitapları kütüphanemin raflarında yerini koruyor. Onun sayesinde Edip Cansever’i tanıdım, onun sayesinde Beyoğlu’nun edebiyatçıların durağı olan eski lokantalarını da. Ahmet bazı günler “Of tabii ya!” diye sıkıntısını belirterek girerdi odama. “Şu haber servisini aklı başında bir arkadaşa bırak da çıkıp biraz yürüyelim” derdi. Böyle zamanlarda en çok Gümüşsuyu’ya çıkar “Cennet Bahçesi” ne giderdik. Orada geçirdiğimiz iki saat bize inanılmaz bir enerji depolardı. Sonra Haber Merkezine işe dönerdik. Masamıza oturur akşama kadar soluk almaksızın çalışıp dururduk. Ahmet Oktay çalışma düzeninde çok titizdi. Bu açıdan bakınca aramızdaki tek anlaşmazlık düzen ve dağınıklık konusunda ortaya çıkardı. Benim masam hep çok dağınık olurdu. Zaman zaman Ahmet Oktay odama girer benim masamı düzenlemeye kalkardı. Eşi Tülay Börtecene ressamdı. Belki de Ahmet’in bu denli düzenli olması Tülay’dan kaynaklanıyordu.

Bazen sıralı sırasız öylesine arkadaş ölümü yaşanıyor ki çevremizde. Bir ad bulmak gerekse “azap günleri” deyip geçeceğim. Önce Edip Akbayram’ı yitirdik. Halkın türkülerini yanık sesiyle söyleyen korkusuz, yiğit bir sanatçıydı Edip Akbayram. Sabahattin Ali’yi gençlere sevdiren de oydu. Edip Akbayram’ın kaybından ötürü üzüntümüz büyük. Çünkü halkın gerçek sanatçıları da giderek azalıyor. Yetmedi! Hafta başında bir dost yitimi daha çıktı karşımıza. Sencer Güneşsoy bir dönemin araştırmacı, yazar ve gazetecilerindendi. Çizgisinden hiç sapmadı. Bülent Ecevit’in yanından ayırmadığı gazeteci dostlarından biriydi. ’80’li yıllarda 12 Eylül cuntasına karşı Bülent Ecevit’in çıkardığı Arayış Dergisi Sencer’in sorumluluğunda yayımlanıyordu. Sonraları Ankara Atlı Kulüp’te yöneticilik yaptı. Al sana bir başka üzüntü daha. "O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler Demirin tuncuna insanın piçine kaldık..."  diyen Yaşar Kemal’e de buradan bir selam gönderip analım istedim. Gerçekten güzel insanlar da o güzel atlara binip gittiler.

Kaos içindeki ülkemde emeğe saygılı, yürekleri insan sevgisiyle dolu değerlerin bir bir yok olmasına alışamadım gitti. 

Bu yazıyı da Ahmet Oktay’ın güzel bir şiiriyle noktalayalım: “Söz acıda sınandı”

En sevdiğim kelimeler gibisin
örneğin öfke gibi
hani bir zamanlar
dağda ve sokakta açan.

Örneğin umut gibi
günde, gecede yitirip durduğumuz
zeytin dalını dal eden.

Örneğin aşk gibi
denizlerin üzerinde yürüten.
Örneğin kavga gibi
yüreğimi sıkı, saçlarımı kara tutan
kayaları yumuşatan kavga gibi

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Boykota karşı ‘pilli’ irade
Vergi ödemiyorlar, teşviklerle Hazineyi yağmalıyorlar, boykota gelince ‘yerli milli’ oluyorlar

Boykota karşı ‘pilli’ irade

Ekonomik ve siyasal baskılara ve yüzlerce gencin tutuklanmasına karşı ortaya çıkan boykot eğilimini, ‘yerli milli ekonomiye sabotaj’ söylemiyle tehdit eden korodaki sermaye temsilcilerinin şirketleri ya hiç vergi ödemiyor ya da olağanüstü indirimlerden yararlanıyor. Üstelik kamu kaynaklarını yüksek teşvikler ve başka imtiyazlarla sömürüyorlar. Hazineyi kendi ‘pilleri’ gibi kullanıyorlar.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
4 Nisan 2025 - Sefer Selvi

Evrensel'i Takip Et