Kitle mücadelesinin diyalektiği

Fotoğraf: CHP
19 Mart’tan bu yana tek adam iktidarının keyfi uygulamalarına ve baskılarına karşı merkezinde gençliğin olduğu halk kitlelerinin sokaklarda ve meydanlarda yürüttüğü bir mücadele ülkenin politik tarihine damga vuracak bir biçimde gelişti ve güçlendi. Eğer bu mücadeleyi kısaca tanımlamak gerekirse: Bunu, kitlelerin iktidarın ekonomik, politik ve sosyal politikalarına karşı kitlesel olarak yürüttüğü bir halk mücadelesidir diye tanımlamak yanlış olmayacaktır. Yılların biriktirdiği, öfke bir mücadele dalgası olarak açığa çıktı ve sokaklara, alanlara taştı. Bu mücadelenin özelliklerine biraz yakından bakmak gerekiyor. Bir halk mücadelesinden bahsettiğimize göre oradan başlayalım.
Peki ama halk kimdir? Halk bir avuç sömürücü sınıf dışında kalan, çeşitli sınıf ve tabakalardan oluşan, homojen olmayan bir kitledir. İşçi sınıfı, diğer emekçi tabakalar, küçük burjuva kesimler, küçük üreticiler vb. ve onların gençliği halk sınıf ve tabakalarını oluşturur. Bu tabakaların her birinin ayrı çıkarları olduğu gibi ortak çıkarları da vardır. İktidarın büyük sermaye lehine uyguladığı ekonomik ve siyasi politikalar, ülkenin emperyalizme karşı bağımsızlığının sağlanması, demokrasi ve özgürlük sorunları ortak sorunlardır ve bu sorunların ağırlaşarak ülke gündemine damga vurması halk sınıf ve tabakalarını ortak amaçlarda bir araya getirebilir. Bugün de bazı yönleri eksik olmakla birlikte olan biten esas olarak budur.
Kitlelerin en iyi eğitildiği okul mücadele okuludur. Kitleler mücadeleye atıldığında onlarca durgun yılda öğrendiklerinden çok daha fazlasını birkaç haftaya, aya hatta günlere sığdırabilirler. Mücadele öğretici ve eğiticidir. Harekete geçen kitlelerin ilk mücadele günlerindeki tutum ve davranışları mücadele gelişmesiyle birlikte gelişir, daha açık ve net politik ve ekonomik talepleri ileri sürmeye, kendilerine ayak bağı olan, onları geri çeken, halk kitlelerinin birlikte mücadele etmesinin önünde engel gibi görülen ayrılıkların, farklılıkların üstesinden gelirler ve din, mezhep, ulusal farklılıkların mücadelelerini geriletmesini ve dağıtmasını engelleyebilirler.
Kitlelerin mücadele içinde çabuk öğrendiğinden bahsettik. Peki açık bir mücadele olmayan yıllarda kitleler hiç mi öğrenmez? Elbette öğrenir, her şeyi kaydeder, biriktirir, bu birikimin suyun damlaya damlaya bardağı taşırdığı bir an gibi açığa vurulduğu vakit er ya da geç gelir. Bugün açığa vurulan bu mücadele azmi ve öfkesi de bu birikimin açığa vurulmasıdır. İmamoğlu sorunu bardağı taşıran son damla oldu ve gençliğin yıktığı ve aştığı ilk barikat kitle mücadelesinin önünü açan, gidilecek yolu işaret eden bir rol oynadı. Bunun anlamı şudur, kitlelerin önüne düşenleri de eğitir. Örneğin aşılan ilk barikatın CHP yönetiminin kararlarını etkilediğini, CHP tarihinin en ileri çağrılarının yapıldığına tanık olundu.
Kitleler harekete geçtiğinde ve iktidarı geri adım atmaya zorladığında kendine olan, eylemine olan güveni de artar, gelişir, yeni ve henüz hareketlenmemiş halk kesimlerinin harekete katılmasını sağlayacak ortamı yaratır. Eylemleri sarsıcı ve uyandırıcıdır. Artık bu kitle kendi gücünün farkına varmış, politikanın gerçekte güçle yapıldığının bilincini edinmeye başlamıştır. Bu yaptığı ilk eylemle, kuşkusuz devam edecek olan son eylemi arasında bilincinin katettiği mesafeyi gösterir. Hareketin elbette daha da gelişmek ve güçlenmek için avantajları vardır ama özellikle bugün çağrıları ile harekete yön veren CHP yönetiminde ortaya çıkabilecek tutum değişikliklerinden -kesin olmamakla birlikte- kaynaklanabilecek zaafları da bulunmaktadır.
Bu zaaflar özellikle işçi sınıfının henüz bir sınıf olarak harekete geçememesi, işçi bireyler olarak katılmayı aşarak hareketin omurgasını oluşturması gereken sınıf tutumuyla hareket edememesi koşullarında hareketin istikrarını ve gelişimini yavaşlatabilir. Ekonomide asıl olan üretim ve üretimden gelen gücün kullanılması tayin edici etkenken hedefleri, amaçları ve zamanı iyi belirlenmiş tüketimi hedefleyen -doğruluğundan kuşku duyulamayacak bazı çarpıcı örnekleri dışta bırakırsak- boykot gibi çağrıların hareketin gelişmesine hizmet etmesi umulan ve beklenenden daha az olabilir. Esas olan kitle mücadelesi çizgisidir ve atılacak adımlar kitlelerin dikkatini ve enerjisini dağıtmamalıdır. Hayat pahalılığı ve zamlarla tüketimini en asgari seviyede yapmak zorunda kalan kitlelerin dikkati, asıl olarak bunların sorumlularına çekildiğinde ve hareket krizin tüm yükünü işçi ve emekçilerin sırtına yıkan politikalara yöneldiğinde gerçek bir ilerleme sağlanacaktır.
Ama bunların ötesinde halk hareketinin çok ciddi avantajları bulunmaktadır. İktidarın kitlelere vadedebileceği, vadetmenin de ötesinde onların durumlarının az çok rahatlamasını sağlayacak imkanları bulunmamaktadır. İktidarın daha da saldırganlaşmasının temel nedeni budur. Bu fırtınanın bir kasırgaya dönüşme olasılığı -ki bu hayli güçlüdür- Saray’daki muktedirin uykularını kaçırmakta, gericiliği daha da dengesizleştirmekte ve sarsmaktadır. Şiddete ve zorbalığa daha fazla sarılmaktan başka bir çareleri yoktur. Ama bu, kitle mücadelesini, kitlelerin öfkesini ve nefretini, mücadele azmini bilemekten başka bir rol oynamayacaktır. İktidarın Türk halkının ve Kürt halkının mücadelesini ayrıştırma, onları karşı karşıya getirme oyunlarının başarı şansı yoktur. Özgürlük ve demokrasi talepleri, Kürt ve Türk halkının ortak özlemi ve isteğidir. Bu karşılanmadan hiçbir mücadele yatışmayacak, kitleler talepleri karşılanmadan mücadeleden vazgeçmeyeceklerdir.
İlerici, devrimci, sosyalist parti ve akımlar harekete katılarak onu ilerletmeye çalışmaktadırlar. Ama bunun yetersiz olduğunu da tespit etmek gerekir. Çünkü hareket içinde bir güç merkezi olmayı ancak ortak bir mücadele merkezi oluşturarak başarabilir, kitlelerin mücadelelerini savrulmalara karşı engelleyebilirler. Onlar bu görevi yerine getirmek gibi tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadırlar. Bir halk ana gövdesi ile ayağa kalkmaya yönelmişken bunu ilerletmenin imkanlarını kullanmak, gelişimini kolaylaştıracak ve yönlendirme iddiasını olanaklı hale getirecek adımları hızla ve sorumlulukla atmak gerekiyor.
Evrensel'i Takip Et