Genel grev ve Güney Kore devlet başkanının sonu

Güney Kore Anayasa Mahkemesi, cuma günü Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un görevden alınmasına oy birliğiyle karar verdi. Mahkeme’nin Yoon’un sıkıyönetim ilanının anayasada belirtilen “ulusal kriz” koşulunu karşılamadığına, bu sebeple anayasaya ve insan haklarına aykırı olduğuna hükmettiği gün başkent Seul’da 14 bin polis görev yaptı. Muhalefet kararı “halkın zaferi” olarak nitelerken, Yoon’u devlet başkanlığına aday gösteren, iktidardaki Halkın Gücü Partisi karara saygı duyduğunu ilan etti.

Başkanlık sistemiyle yönetilen Güney Kore siyasetini altüst eden kaos, Yoon’un 3 Aralık 2024 gecesi sıkıyönetim ilan etmesiyle başlamıştı. Parlamentoda çoğunluğa sahip olan Demokratik Partinin kendisi ile girdiği yoğun rekabeti hazmedemeyen Yoon, muhalefete “Kuzey Kore ile iş birliği yapmak” ve “Devlet düşmanı olmak” gibi benzerlerine Türkiye’den alışık olduğumuz ithamlar yönelterek sıkıyönetim ilan etti. Ordu birlikleri, aksiyon filmlerini andıran bir operasyonla parlamentonun camlarını kırarak binaya girdi.

Yoon’un kararı sadece Demokrat Parti tarafından değil, kendi partisi tarafından da tepkiyle karşılandı. 4 Aralık gününün ilk saatlerinde, binayı saran asker barikatını beden gücüyle aşarak parlamentoya giren 190 milletvekili, oy birliğiyle sıkıyönetimi iptal etti. Bu karar üzerine askerler geri çekilmeye başladı ve birkaç saat sonra Yoon sıkıyönetimi kaldırdığını açıkladı.

Aynı günün sabahında darbeye karışan asker ve polis şefleri hakkında suç duyurusunda bulunan muhalefet, Yoon’un azledilmesi için de resmi süreci başlattı. Oluşan kitlesel itiraz üzerine Yoon 7 Aralık’ta yaptığı konuşmayla özür diledi. İzleyen saatlerde parlamento önünde toplanan devasa kitle tarafından protesto edilen Yoon hakkında verilen azil önergesi, Halkın Gücü Partisinin oylamayı boykot etmesi nedeniyle reddedildi.

Darbe girişimi sırasında savunma bakanlığı görevinde bulunan Kim Yong Hyun 8 Aralık’ta tutuklandı. Aynı gün içişleri bakanı istifa etti. Yoon’un görevinden azledilmesi için 14 Aralık’ta yeni bir oylama yapıldı ve 300 milletvekilinden 204’ünün oyuyla görevden alındı.

30 Aralık’ta ‘Yolsuzlukları Soruşturma Kurumu’na ifade vermeyi reddeden Yoon hakkında tutuklama emri çıkarıldı. 3 Ocak’ta tutuklama için harekete geçildiyse de Yoon’un korumaları ve destekçileri tutuklamayı engelledi.

14 Ocak tarihinde Anayasa Mahkemesi Yoon’a karşı azil davası açtı, ancak Yoon duruşmaya katılmadı. 15 Ocak’ta 1000 civarında güvenlik görevlisinin katıldığı ve saatlerce süren bir itiş kakış sonrasında, otobüsler ve dikenli tellerden oluşan barikatla çevrili konutuna girilen Yoon tutuklandı. Yargılanması devam ederken tartışmalı bir kararla 8 Mart’ta serbest bırakıldı.

* * *

Darbe girişiminin yaşandığı gün ve sonrasında dramatik anlar yaşandı. Kadın Muhalefet Milletvekili Ahn Gwi Ryeong’un parlamentoyu kuşatan bir askerin kendisine doğrulttuğu tüfeğin namlusunu kavrarken söylediği “Utanmıyor musun?​” sözleri üzerine askerin uzaklaştığı görüntüler direnişin simgesel zirvelerinden biri oldu. Parlamentoda verilen mücadelede, 1979’da gerçekleştirilen ve sekiz yıl süren askeri darbe döneminde öğrenci hareketinde aktif olarak yer almış olan milletvekilleri önemli rol oynadı.

Milyonlarca kişi beş hafta boyunca sokakları bırakmadı ve kitlenin parlamentoya koşup asker ablukasını yarması sıkıyönetimin iptalinin önünü açtı. Bu süreçte direnişin en önemli bileşenlerinden biri işçi sınıfı oldu. 1.2 milyon üyeye sahip Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 4 Aralık günü yaptığı açıklamada “Bu onun rejiminin sonunu işaret etmektedir. Bizler, bu ulusun insanları ile birlikte seyirci kalmayacağız” sözleriyle Yoon istifa edene kadar süresiz genel grev çağrısı yaptı. 5 Aralık’ta Metal İşçileri Sendikası üyeleri, General Motors, Hyundai ve metal işleme sektöründeki diğer iş yerlerinde iki saatlik uyarı grevi gerçekleştirdi. Aynı tarihte Demir Yolu İşçileri Sendikası da iş bıraktı.

Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonunun on binlerce üyesi 11 Aralık günü Kia Fabrikası ve diğer fabrikalarda dört saatlik grev gerçekleştirdi. 12 Aralık’ta, 10 bin sendikalı işçi başkent Seul’de Yoon’un istifasını isteyen sloganlar eşliğinde başkanlık sarayına yürüdü.

İşçilerin katkısı krizin başlangıç günleriyle sınırlı kalmadı. 27 Mart 2025 günü Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Yoon’un yargılamasını yeterince hızlı yapmayan Anayasa Mahkemesinin kararını açıklayacağı duruşma tarihini bir an önce saptaması talebiyle genel greve gitti ve Yoon Suk Yeol’dan kurtuluş ertesinde yapılacak sosyal reformlar için adım atılması çağrısında bulundu.

Güney Kore İstihdam ve Çalışma Bakanlığı ve İşverenler Federasyonunun yapılan genel grevin işçi haklarıyla ilgisi bulunmayan yasa dışı bir eylem olduğu yönündeki eleştirisine karşı Kore İşçi Sendikaları Konfederasyonu; “İşçilerin siyasal talepler için mücadele etmesi anayasal bir haktır... Genel grev yoluyla işçilerin ve vatandaşların yaşam hakkını koruyacağız ve demokrasiyi bir an önce kuracağız.” açıklamasını yaptı. Yoon’un görevden alınma tarihinin açıklanmaması halinde her perşembe günü genel grevin tekrarlanacağını bildirdi.

* * *

Şeyhmuz Güzel, artık klasikleşmiş bulunan ‘Grev’ başlıklı kitabında grevin nesnel ögeleri arasında “Ekonomik ve toplumsal koşulları korumak veya değiştirmek istek ve amacının olması”nı da sayıyor. Güney Kore Anayasa Mahkemesinin Yoon’u görevden alma kararına Şeyhmuz Güzel’in sunduğu çerçeve içinde bakıldığında, yaşananların sivil darbeci bir cumhurbaşkanının siyasal kaderinden çok daha fazlasını etkileyeceğini ve Güney Kore demokrasisi açısından önemli sonuçlar doğuracağını düşünmek mümkün.

Geride kalan kriz dolu aylarda Güney Kore’de sokaklardan ayrılmayan halkın ve kitle içindeki işçilerin darbenin geriye püskürtülmesine katkısı büyük oldu. Bu tarihsel dönüm noktasında Güney Kore işçi sınıfı, hem parlamento içi muhalefete cesaret ve enerji vermesiyle hem de güvenlik bürokrasisi ve yargı sisteminin bilinçli bir biçimde yavaş işletilen çarklarını hızlandırma yönündeki mücadelesiyle demokrasinin soyut bir kavram olmayıp, halkın merkezinde olduğu yöntemlerle yeniden üretilen bir süreç ürünü olduğunu bize gösterdi ve ülkemizin işçi sendikaları tarafından örnek alınmayı bekliyor.

EVRENSEL'İNMANŞETİ

Cengizleri ihya

Cengizleri ihya

Saray rejiminin soygun düzenine, yoksullaştıran ekonomi programına, adaletsizliklerine karşı harekete geçen halkı, ‘milli ekonomi düşmanı’ ilan edenler, kasalarını doldurmayı sürdürüyor. Elektrik dağıtım bedeli yüzde 34.5 artırıldı, bu artış faturalara yüzde 25 zam olarak yansıtıldı. 21 dağıtım bölgesinde Mehmet Cengiz gibi patronların kasasına 100 milyarlarca lira akıtıldı.

BİRİNCİSAYFA
SEFERSELVİ
Elektriğe yüzde 25 zam geldi.

Evrensel'i Takip Et